IV. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu

Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi’nde 21-22 Aralık 2013 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan IV. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu’nun programı açıklandı.

==21 Aralık 2013 Cumartesi==

08.30 Kayıt
09.30 Açılış Konuşmaları

1. Oturum
Herkes için Evrim

10.00 – 10.20 “Türkiye’de Popüler Bilim Yayıncılığı” İnan Aran
10.20 – 10.40 “Bilim-Sözde Bilim Ayrımı” Nalan Mahsereci
10.40 –11.00 “Paleontolojik Bulguların Işığı Altında Türkiye’de Doğa Tarihi Müzeciliği” Serdar Mayda
11.00 – 11.20 “Evrim Düşüncesinin Toplumsallaştırılmasında Öğrenci Kulüplerinin Rolü” Seval Bal
11.20 – 11.40 “Çocuklar için Evrim Atölyesi Deneyimi” Tuluğ Ünlütürk
11.40 – 12.00 Tartışma

12.00 – 13.00 Öğle Yemeği

2. Oturum
İnsan Davranışının Kökenini Anlamada Sinirbilim (Oturum Başkanı: Erhan Nalçacı)

13.00 – 13.20 “Evrimin genetik olarak belirlenmemek üzere belirlediği insan beyni” Hakan Gürvit
13.20 – 13.40 “Evrimsel psikiyatri penceresinden ruhsal fenomenlerin nörobiyolojisine bakış” Ejder Yıldırım
13.40 – 14.00 “Yalnızlık, Otizm ve Nörobilim” Barış Korkmaz
14.00 – 14.20 “Gezi olaylarına Sinirbilimsel bir bakış”Tamer Demiralp
14.20 – 14.40 Tartışma

14.40 – 15.00 Ara

3. Oturum
Dünden Bugüne Evrim, Bilim ve Eğitim Tartışmaları (Oturum Başkanı: Yaman Örs)

15.00 – 15.20 “Evrim Kuramının Sessiz Kahramanı: Alfred Russel Wallace” Aykut Kence
15.20 – 15.40 “Genetik Belirlenimciliğin Tarihi: Morgan’ın Sinek Odasından Genom Analizine” Gökhan Akbay
15.40 – 16.00 “Ortaöğretimde Bilim Öğretimi: Nasıl ve Neden Değişiyor?” Zelal Özgür Durmuş
16.00 – 16.20 “Marksizm: Ne Kadar Bilim, Ne Kadar Siyaset?” Metin Çulhaoğlu
16.20 – 16.40 Tartışma

==22 Aralık 2013 Pazar==

4. Oturum
Doğal Seçilim: Modeller, Ölçekler, Toplumsal Yanılsamalar (Oturum Başkanı: Mahinur Akkaya)

10.00 – 10.40 “Doğal Seçilim Bir Yaşam Kavgası Mıdır? Seçilimin Avam Kullanımı Karşısında Temel Popülasyon Genetik Modeller” Ergi Deniz Özsoy
10.40 – 11.10 “Makroevrim ve Biyoçeşitlilik; Çevresel Faktörler ve Biyotik Etkileşimler” Ferhat Kaya
11.10 – 11.40 “İnsan Evriminde Sürüklenme ve Seçilim” Mehmet Somel
11.40 – 12.00 Tartışma

12.00 – 13.00 Öğle Yemeği

13.00 – 14.00 Andrew Berry

5. Oturum
Evrim Bunun Neresinde? (Oturum Başkanı: Aslı Tolun)

14.00 – 14.20 “Anadolu’nun Biyoçeşitliliği” Çağatay Tavşanoğlu
14.20 – 14.40 “İnsan Genom Projesi ve Sonrası” Tolga Emre
14.40 – 15.00 “Biyolojik Saat ve Evrim” Nurettin Abacıoğlu
15.00 – 15.20 “Müziğin Evrimi” Ali Cenk Gedik
15.20 – 15.40 Tartışma

15.40 – 16.00 Ara

6. Oturum
Biyolojik Evrimden Toplumsal Harekete (Oturum Başkanı: İzge Günal)

16.00 – 16.20 “İnsan Evriminde Biyoloji-Kültür İlişkisi” İzzet Duyar
16.20 –16.40 “Sınıfsız Topluluklardan Sınıflı Toplumlara Geçiş Sürecinde Kültürel Evrim” Alaeddin Şenel
16.40 – 17.00 “Bilimsel-teknolojik Gelişmelerin Toplumsal Süreçlere Etkisi” Ender Helvacıoğlu
17.00 – 17.20 Tartışma

17.20 Kapanış Konuşması

Kayıt formuna ulaşmak için tıklayınız.
Sempozyumun çağrı metnini okumak için tıklayınız.
Poster ile katılım için özet gönderiminin son tarihi 10 Kasım.

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Evrim için sıcak noktalar

Yeni Zelandalı biyologlar Shane Wright, Jeanette Keeling ve Len Gillman Antartika’da bir avuç tür varken Amazon’un neden bir sürü türlü dolu olduğunu merak ettiler ve cevabı buldular: elbette ki hava! Ekip, daha soğuk iklimde bulunan bitki türleri ile tropikal bitki türlerinin DNA’larını karşılaştırdı ve tropikal bölgede yaşayan türlerin DNA’larının soğuk bölgede yaşayanlardan yaklaşık iki kat daha hızlı evrildiğini buldu. Araştırmacılar bu farklılığın, tropikal bölgelerdeki verimli büyümeyi, daha yüksek metabolizma hızını ve bu nedenle de daha yüksek oranda mutasyonu teşvik eden sıcak havaya bağlı olduğunun altını çiziyorlar. Bu kadar yüksek oranda mutasyon, sayısız tropikal türün açığa çıkması ile sonuçlanacak olan türleşmenin hızını artırıyor.  Nasıl olduğunu merak ediyorsanız ayrıntılar bu yazıda! Okumak için tıklayınız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: “Süperot” Britanya’da keşfedildi mi?

Britanya Ekoloji ve Subilim Merkezi, Temmuz 2005′te, güçlü ot ilacına dayanıklılık gösterdiği için “süperot” adını verdikleri yabani hardal bitkisinin keşfedildiğini açıkladığında çevrecilerin protestosu ile karşılaştı. Bilim insanları süperotu, kanola yağı üretiminde de kullanılan bir bitki grubu olan genetiği değiştirilmiş (GD) yağlı tohumlu kolzanın deneme sahasında keşfetmişlerdi.

Çevreci gruplar, eğer genetiği değiştirilmiş yağlı tohumlu kolza İngiltere’de ticari şekilde ekilmeye başlanırsa, bu keşfin ciddi tarımsal ve çevresel yan etkilerin habercisi olduğu yönünde uyarıda bulundular.

Peki ama neden altı üstü bir yaban hardalı bitkisi bu kadar endişeye yol açıyor ve bütün bunların evrimle ne ilgisi var? Cevap genetik mühendisliğinde, tarım bitkilerinin evrimsel tarihinde ve doğal seçilimin gücünde yatıyor. Daha fazlası için sizi buradan alalım.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Bir virüsün bakış açısından evrim

Hemen hemen her yıl farklı bir virüsün ölümcül etkilerini tartışırken buluyoruz kendimizi. Kiminin ciddi oranda ölümlere neden olduğunu, kiminin ise abartıldığı kadar tehlikeli olmadığını tecrübe ediyoruz.

Benzer bir şekilde 2007 yılının kış aylarında gündemimizi meşgul eden ve  manşetlerde büyük oranda yerini alan bir virüs olan Adenovirüs-14′ün “katil virüs” olarak adlandırılması büyük bir korku yarattı. Daha sonra manşetlere yansıdığı kadar ölümcül olmadığı anlaşılan Adenovirüs-14, 18 ayda sadece 10 kişinin ölümüne neden oldu. Bir yılda grip yüzünden ölen kişi sayısının ortalama 36.000 olduğunu düşünürsek, bunun düşük bir bedel olduğunu söyleyebiliriz.

Peki neden, bazı mikroplar katil olurken bazıları olmuyor? Bu sorunun cevabını da bize evrim veriyor.  Adenovirüs-14 örneği üzerinden evrime bir bakış atmak ister misiniz? O zaman sizi yeni yazımızı okumak işin şöyle alalım.

Keyifli okumalar

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

TÜBİTAK’ın kararı, kurumun bilimsel güvenilirliğine büyük bir darbedir

"Evrim yaz okulu" başvurusu TÜBİTAK tarafından reddedilen akademisyenlerin bir bölümü, 2009'da İTÜ'de düzenlenen sempozyumda. ...

“Matematiksel Evrim Lisansüstü Yaz Okulu”na destek başvurusu TÜBİTAK tarafından reddedilen akademisyenlerin basın açıklaması.

Matematiksel Evrim Lisansüstü Yaz Okulu” projesine destek içinTÜBİTAK’a yaptıkları başvuru “evrimin tüm dünyada halen tartışılan bir konu” ve “yenilik boyutunun yetersiz” olduğu gerekçesiyle reddedilen bilim insanlarının basın açıklaması.

Basına ve kamuoyuna,

Son senelerde TÜBİTAK, biyolojik evrim konusundaki çekingen tavırlarıylakamuoyunun dikkatini çekmiştir. Evrim ve ilgili alanlarda araştırma yapan bizler, bu gelişmeleri kaygıyla izlemekteydik. Ne yazık ki TÜBİTAK bu sefer daha vahim bir adım attı ve ilk defa “evrim tartışmalı bir konudur” gerekçesiyle bilimsel bir etkinliği desteklemeyi reddetti.

Bahsi geçen etkinlik, bu mektupta imzası bulunan bizlerin düzenlediği ve Eylül 9-15 tarihleri arasında Nesin Vakfı Şirince Matematik Köyü’nde gerçekleşecek olan Matematiksel Evrim Yaz Okulu’dur (matematikselevrim.org). Biyolojik evrimi anlamak için günümüzde araştırmacılar giderek daha yoğun matematiksel ve hesaplamalı yaklaşımlar kullanmaktalar. Bu alanda genç biliminsanlarımızı dünya çapında araştırma yapmaya daha iyi hazırlayabilmek için bu Yaz Okulu’nu düzenlemeye karar verdik. TÜBİTAK’a, etkinliğe katılmak isteyen ancak imkanları yetmeyen öğrencilere katılım imkanı sağlamak için 2217 sayılı Lisanüstü Yaz Okulu ve Benzeri Diğer Etkinlikleri Destekleme Programı kapsamında başvurduk. Ancak başvurumuz geçtiğimiz hafta TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı Değerlendirme ve DesteklemeKurulu tarafından reddedildi.

Aktif biliminsanları olarak bilimsel araştırma/etkinlik desteği başvurularımızın reddedilmesine elbette alışığız. Ancak bu sefer, kararın gerekçesi olan ve uzman bir panel tarafından hazırlanmış olması gereken değerlendirme raporu bizi şaşırttı.

Panel raporu, birbirine taban tabana zıt iki görüşü birden içeriyor: Bazı kısımları düzenlediğimiz etkinliğin konusu olan evrimin tartışmalı ve etkinliğin siyasal içerikli olduğunu ileri sürerken, bazı kısımları ise etkinliği övüyor. Başvurumuz reddedildiği için, karar vericiler nezdinde ilk görüşün ağır bastığını anlıyoruz. Ekte raporun bize gönderilen aslını bulabilirsiniz.

Gerçek şu ki, uluslararası bilimsel camiada evrim tartışmalı bir konu değil, tüm biyolojik bilimlerin temelinde olduğu kabul edilen bir olgudur. Dahası, etkinliğimizin hiçbir siyasal yönü yoktur: Güncel bir araştırma alanını yüksek lisans öğrencilerine tanıtma amaçlı bir etkinliği kendi bilimdışı görüşlerine uymadığı için siyasal nitelikli olarak değerlendirmek dar görüşlülüktür.

Bugün biyolojinin her alanında matematiksel yaklaşımlar artan yoğunlukta kullanılıyor. Üniversitelerimiz bu eğilimi yeni yeni takip etmeye başladılar. Genç araştırmacılarımızın dünya çapında yetkinleşmesi için bu tarz etkinliklerin olabildiğince desteklenmesi gerekli. Hal böyleyken TÜBİTAK’ın, bilimdışı gerekçelerle verdiği bu karar, yalnızca genç biliminsanlarımızın eğitimine değil, TÜBİTAK’ın ulusal ve uluslarası bilim camiasındaki güvenilirliğine de büyük bir darbedir. Halkın vergileriyle işleyen bir kurumun böylesine keyfi, bilimsellikten uzak ve bireysel inançlara dayalı gözüken bir karar vermesi kabul edilemez.

Aşağıda ismi bulunan düzenleyiciler olarak, bu noktalara işaret eden ve başvurunun yeniden değerlendirilmesini talep eden bir mektubu 28 Haziran Cuma günü TÜBİTAK’a ilettik. 1 Temmuz tarihinde aldığımız cevapta TÜBİTAK yetkilisi, değerlendirmenin nesnel yapıldığını ve yegane itiraz yolunun mahkeme olduğunu ifade etti.

TÜBİTAK’ın bilimsel saygınlığını koruması için derhal bu raporun bilimdışı niteliğini kabul ederek kararını geri çekmesi ve başvurumuzun bilimsel nesnellikle yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bunu yalnızca evrim ve matematiksel biyoloji alanında çalışan araştırmacıların değil, bütün bilim camiasının ve son tahlilde Türkiye’nin bilim alanında ilerlemesini umursayan tüm vatandaşlarımızın talep etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ayşegül Birand, Yrd. Doç. Dr. (ODTÜ)

Erol Akçay, Dr. (Princeton Üniversitesi, ABD)

Mehmet Somel, Dr. (Kaliforniya Üniversitesi, ABD)

Ayşe Erzan, Prof. Dr. (İTÜ)

Raşit Bilgin, Doç. Dr. (Boğaziçi Ü.)

İsmail K. Sağlam, Dr. (Hacettepe Ü.)

Nüzhet Dalfes, Prof. Dr (İTÜ)

Arpat Özgül, Yrd. Doç. Dr. (Zürih Üniversitesi, İsviçre)

Betül Kacar, Dr. (Georgia Teknoloji Enstitüsü, ABD)

Murat Tuğrul, M.Sc. (Doktora öğrencisi, IST-Austria, Avusturya)

Kaynak: http://www.habervesaire.com/

Share/Save/Bookmark

Matematiksel Evrim Çalıştayı (Şirince / İzmir)

Yaşam bilimlerinde felsefi bir değişim söz konusu: NASIL soruları önem sırasında yerini NEDEN sorularına bırakmaya başlıyor. Bu durumun itici kuvveti, hiç şüphesiz her düzeyde (moleküler, fizyolojik, ekolojik, vs.) artan veriler diyebiliriz. Bu veri niceliklerini anlamak ve nedensel olarak değerlendirmek için evrimsel bir bakış açısı ve matematiksel düşünebilme yeteneği çok önemli bir ihtiyaç.

Dünyanın saygın bilim çevreleri bu değişime ayak uydururken, Türkiye’de hem matematiksel hem de evrimsel biyoloji alanındaki bilimsel ve eğitimsel faaliyetler yetersiz kalmakta. Somut örnekler vermek gerekirse: Ülkemizde kuramsal ya da evrimsel biyoloji üzerine lisans veya lisansüstü eğitim programları; özelleşmiş bölüm veya enstitüler bulunmamakta. Var olan biyoloji lisans eğitim programlarında matematik ve evrim dersleri kıt düzeyde (bu durum ne yazık ki çok iyi düzeyde olduğunu düşündüğümüz isimli üniversitelerimizde de böyle). Türkiyeli araştırmacılar tarafından evrim üzerine yapılan akademik yayın sayısı hiç de sevindirici noktalarda değil.

Bu hususta, ülkemizdeki yüksek eğitimdeki boşluğu doldurmak; gelecek senelerde katlanarak artacağını düşündüğümüz bilimsel sinerjiyi yaratmak için Matematiksel Evrim çalıştayını 9-15 Eylül 2013 tarihlerinde İzmir-Şirince’deki Matematik Köyü’nde düzenliyoruz.

Çalıştayı iki kısıma ayırdık:

Yaz okulu (9-11 Eylül): Farklı eğitim alanlarından (biyoloji, genetik, fizik, matematik, bilgisayar, vs.) öğrencilere kuramsal yaklaşımla evrim konularını tanıtacağız.  Derslerde klasik olmuş Popülasyon Genetiği, Evrimsel Ekoloji, Moleküler Evrim, Türleşme gibi konular işleneceği gibi, daha detaylı konular da ele alınacak.

Sempozyum (13-15 Eylül): Sunumların ana temasını kuramsal evrim çalışmaları üzerine kurmayı planladık. Bununla birlikte, ilgili diğer disiplinlerden (Örn: deneysel evrim, kuramsal ve hesaplamalı biyoloji, ekoloji, vs.) katılımları sağlayarak geniş bir yelpazede bilimsel iletişim ve etkileşim ortamı yaratmayı umuyoruz.

Evrimi niceliksel yöntemlerle araştırmaya ilgili, başta lisansüstü öğrenciler olmak üzere öğrenci ve araştırmacıları 9-15 Eylül’de İzmir-Şirince’deki Matematik Köyü‘nde gerçekleştirelecek Matematiksel Evrim Çalıştay’ına başvuruya davet ediyoruz.

Detaylı Bilgi: www.matematikselevrim.org

Son başvuru tarihi: 15 Mayıs 2013

Düzenleyiciler: Erol Akçay (Princeton Ü.), Ayşegül Birand (ODTÜ), Mehmet Somel (Kaliforniya Ü.-Berkeley), Murat Tuğrul (IST-Austria)

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Farklı renkte bir balık

Küçük ve renkli bir akvaryum balığı olan zebrabalığının  mutantı olan “altın” balıktan yola çıkarak insanlarda koyu ve açık renk deri oluşumundan sorumlu olan gen hakkında bir şey söylemek nasıl mümkün olabilir?

Bu yeni bölümde 2005 yılının Aralık ayında Penn State Üniversitesi mensuplarından Keith Cheng’in yönettiği bir kanser araştırma grubunun, mutant “altın” zebrabalığı çalışmalarının nasıl olup da beklenmeyen bir yöne kaydığını ve zebrabalığından yola çıkan bilim insanlarının pigmentlenme geninin evrimsel tarihine dair söylediklerine dair bilgiler bulabilirsiniz. Okumak için tıklayınız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

FF Semineri

Antik genleri yeniden canlandırma, astrobiyoloji ve deneysel evrim: Peki bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

Herkese açık internet seminerlerinin 18′incisi, 31 Mart Pazar günü Türkiye saatiyle 20:30′da. NASA Astrobiyoloji Enstitüsü’nden Dr. Betül Kacar, geçtiğimiz yıl basında yankı bulan “antik genleri canlandırma” projesini anlatacak, soruları cevaplayacak. Canlı yayın bağlantısı konuşma başlamadan az önce Facebook ve Twitter hesabından duyurulacak. Biz de Evrimi Anlamak sitesinin sosyal paylaşım hesapları üzerinden duyuruyu yapacağız.

Sunuş özeti: Son üç yıldır üzerinde çalıştığım projede, 500 milyon yıllık bir geni modern bir bakterinin DNA’sına klonlayarak tekrar canlandırdık. Bu konuşmada, antik genleri neden ve nasıl canlandırdığımızı, bu canlandırma işleminden sonra laboratuvar ortamında gözlediğimiz evrime dair bulgularımızı, ve bu bulgularımızın astrobiyoloji alanına olası katkılarını anlatacağım. Süre yeterse bu çalışmanın sosyal ve etik boyutunu da tartışmayı umuyorum.

Not: Etkinliğin tamamı Türkçedir.

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Konu evrim olunca, manşetler genellikle gerçeğe uygun olmuyor

Ne yazık ki insanların evrim konusunda bazı yanlış kanıları var. Bunların kimi basit yanlış anlamalardır; muhtemelen  evrimi öğrenirken gelişen fikirler. Diğer yanlış kanılarsa, evrimin anlaşılmasına müdahale etme amaçlı girişimlerden kaynaklanabilir. (Daha detaylı bilgi için; evrime ilişkin yaygın olarak rastlanan bir dizi yanlış kanı ve bunlara yanıt olan açıklamaları bulabileceğiniz “Evrime dair yanlış kanılar” yazımızı okuyabilirsiniz.)

Ve maalesef medya araçları da bu konuda pek özenli davranmayarak, evrime dair bu yanlış kanıları pekiştiren manşetlerle karşımıza çıkıyorlar. Bu ayki yeni bölümümüz de Ağustos 2007′de bilim insanları tarafından yeni keşfedilen bir insansı (hominid) fosilinin tasvirinin yayımlanması ve bilim insanlarının insan aile ağacında ufak bir yenileme yapma önerisinde bulunmalarının ardından geliştirilen hipotezlerin yapıldığı haberler üzerine yoğunlaşıyor.

Ayrıca yazının sonunda ek tartışma soruları, öğretmenlerimizin derslerde kullanabilecekleri tartışma soruları ve kaynakça da bulunuyor.

Okumak için tıklayın.

İyi okumalar…

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twittersayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil: Evrim Artık Laboratuvarda

Obezite üzerine araştırmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil geçtiğimiz günlerde Türkiye’deydi. Vehbi Koç Ödülü’nü kazanan Türkiyeli araştırmacı Milliyet Gazetesi’nden Meral Tamer’e verdiği ropörtajında evrim teorisine yönelik tartışmalara dair önemli açıklamalarda bulundu. “Evrim artık laboratuvarda” başlığını taşıyan söyleşiyi siz okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Bu yılki Vehbi Koç ödülünün sahibi Harvard Üniversitesi Genetik ve Karmaşık Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’le ufuk turumuzun son bölümünde, bilimin olmazsa olmazı sınırsız özgürlüklerle muhafazakârlaşan bir dünyanın çelişkilerini, ‘evrim’ gün gibi aşikârken, bilimin hızından korkan insanların ‘yaradılış’a sığınışlarını konuştuk.

Evrimin artık laboratuvarda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hotamışlıgil, en önemlisi “Yakında bizim kontrolümüzde olacak” diyor. Fotoğraf: Ozan Güzelce

Evrimin artık laboratuvarda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hotamışlıgil, en önemlisi “Yakında bizim kontrolümüzde olacak” diyor. Fotoğraf: Ozan Güzelce

* Özgürlük ortamının, bilim için adeta nefes almak kadar önemli olduğunun sürekli altını çiziyorsunuz. AKP hükümeti 2 yıl önce Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA’ya müdahale ederek kurumu darmadağın etti. Çok sayıda saygın akademisyen istifa ederek yeni bir çatı altında toplanırken siz, ne düşünerek TÜBA’da kalmaya karar verdiniz?

TÜBA’da olanlar beni aşırı derecede rahatsız etti ve bu görüşlerimi de tüm yetkililerle paylaştım. Ama ben içeride kalarak hâlâ faydalı olabileceğimi düşünüyorum. Açıkçası çok düşündüm hükümetin bu müdahalesi bilgi eksikliğinden mi, yoksa her şeyi kontrol altına alma içgüdüsünden mi kaynaklandı diye…
Bilgi yetersizliğinden olduğuna inanmak bana daha masum geldi, o yüzden de şu ana kadar ayrılmadım, belki hâlâ bir katkım olabilir diye. Çünkü aksini düşünmek mantığıma uymuyor. Düşünün, prestiji ve gücü olmayan bir kurumu kontrol altında tutmanın ne manası olabilir ki? Aslında bu hükümette teknolojik ilerlemeye yönelik şiddetli bir arzu ve destek olduğunu net olarak görüyorum. Bu ivmeyi doğru kullanabilirsek bizi kimse tutamaz. Bakanlıklardaki yeniden yapılanmanın nedeni de bu. Bakanlığın adının bile bu hedeften hareketle Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı koyulduğunu düşünüyorum. Bilim teknolojiyi, teknoloji de endüstriyi geliştirecek. TÜBA’nın da bu çatının altına sokulması, bu ilişkiyi akışkan hale getirmek amacıyla yapılmış olabilir. Ama ne yazık ki TÜBA’nın tamamen özgür ve bağımsız olması şartı gözden kaçmış durumda. Bilim geleneğinden gelmeyen kişiler için TÜBA, kapalı bir kulüp gibi görünebiliyor ve işte orada filin saçı kopuyor.

Söyleşinin devamını buradan okuyabilirsiniz.

Share/Save/Bookmark

←Older