Evrim Çalışkanları’ndan Dünya’ya merhaba!

evrimposter71

Evrim Çalışkanları’nın resmi web güncesine hoşgeldiniz!

Bundan böyle bu günce aracılığıyla:

1) Evrim Çalışkanları’nın yeni çalışmalarından,

2) Evrimi Anlamak websitesindeki güncellemelerden haberdar olabilir;

3) Evrim Çalışkanları Gazetesi’nin eski ve yeni sayılarını güncenin bu sayfasından indirebilirsiniz.

Güncemizde bunların dışında, zaman zaman evrimle ilgili başka içeriklere de yer vereceğiz.

Evrim Çalışkanları hakkında ayrıntılı bilgiyi Hakkımızda sayfasında bulabilirsiniz. Aynı sayfadadan iletişim bilgimize de ulaşabilirsiniz. Bizlere isteklerinizi ve önerilerinizi iletmekten lütfen çekinmeyin.

Share/Save/Bookmark

Yorumlar (14)

önder aydınAralık 24th, 2008 at 01:27

evrim bilime olan katkılarınızdan dolayı hepinize saygılarımı gönderiyor, çalışmalarınızın devamını ve yılmamanızı diliyorum…
geleceğin aydınlık günlerine inanan gençler sizin her zaman destekçiniz olacaktır…

hakanAralık 31st, 2008 at 15:15

ben evrim teorisini destekleyen bir insanım.Bazı insanlar gibi kör kütük değil ama. Öğrendikçe dahada destekledim ve aklımda kalan birkaç sorunun cevabını bulamadım. teoride orangutan ve insan arasındaki dna benzerlikleri konusunda maymundan insana geçiş aşamasındaki ara tür şu an nerede. ben evrimi savunuyorum ama bana böle bir soru gelse cevaplayamadığım için hala bir kaç tereddütlerim var. evrimin ne kadar büyük bir şey olduğunu ve ne kadar geniş gereksinimlere cevap verdiğini insanlar bilmiyor. insanlar sadece evrimi insan ve maymundan oluştuğunu sanıyor. bundan dolayı evrim kendini sadece onu araştıranlara doğru anlatabiliyor.

inanOcak 15th, 2009 at 14:41

Çok olumlu ve yararlı bir iş yaptığınızı belirtmek istiyorum. Çalışmalarınız artarak devam edecektir umarım. Yalnız evrim gerçeğinin yaygın bir şekilde anlatılması açısından değil aslında bilimsel düşüncenin geçerliliğinin artması açısından değerli bir çalışma bu. Yani aydınlık Türkiye’nin yolu aslında buralardaki yılmaz çalışkanlardan da geçiyor. Takipteyiz.

AydınMart 13th, 2009 at 03:15

Değerli Arkadaşlar ;
Verdiğiniz emekler için ne kadar teşekkür etsek azdır.Sizler gibi aydın insanlarımız oldukça Türkiye karanlığa gömülmeyecek.Bugunde ,Binlerce yıl sonrada her zmn oldugu gibi galip gelen hep bilim olacaktır.
saygılar

tarıkMart 14th, 2009 at 00:10

ben evrimi çok merak bir insanın bunun için çeştili kaynakları okuyor ve araştırıyorum. bazende evrime zıt bazı kitapları da okuyorum. bu da kafamda bazı tereddütler oluştuyor. tesadüfen bu siteyi buldum. tereddütlerimi gidermek için görüşlerinizi rica ediyorum.aşağıdaki kafama takılan bazı sorularımı sizinle paylaşmak istiyorum.

bir türün, bir organizmanın, bir organın, bir dokunun,bir hücrenin, bir organelin, bir enzimin, bir proteinin, bir amino asitin, bir molekülün, bir atomun oluşma olasığı kaçtır?

anlamlı bir organik molekül teknolojisi çok yüksek bir laboratuvar ortamında oluşturulmuş mudur?

bir türden bir türe evrimleşmek için geçen çok uzun sürede yaşamış bir çok canlı türü bulunmalıdır? çeşitli kaynaklarda ara formların fosillerinin bulunamadığı söyleniyor. ara form fosillerine kanıt için evrimcilerin çeşitli sahte aldatmacalar yaptıkları ifade ediliyor?

ilk canlıdan günümüzdeki formlarına kadar, bir türden bir türe evrim için gerekli süreleri topladığımızda kaç milyar yıl yapıyor?

evrim teorisi sosyolojik bir düşüncenin, marksizmin, materyalizmin bilimsel ayağı olarak mı ortaya çıkmıştır?

evrim teorisini destekleyen bir kişi Allah’a inanabilir mi?

Evrim yerine bilinçli tasarım diyorlar. Bilinçli tasarım ne demektir? Dincilerin uydurduğu bir model midir?

evrim neden en mükemmele doğru gidiyor? oluşan ilk canlı neden kaybolmamış daha üst düzey bir canlıya evrimleşmiş? Evrim bilinçli bir mekanizma mıdır?

Günümüzde doğaya baktığımızda müthiş bir denge, uyum olduğunu görüyoruz. Bu uyum bizim sistemlerimizde, organlarımızda, hücrelerimizde, fizyolojimizde, biyokimyamızda vs de var. Bu denge nasıl kuruldu. Canlılığın ilk yıllarında da bu denge var mıydı?

duyguMart 14th, 2009 at 01:12

Tarık Bey sorularınızın cevaplarını http://www.evrimianlamak.org adresindeki yazılarda bulabilirsiniz. Ama biz yine de kısaca açıklayalım:

bir türün, bir organizmanın, bir organın, bir dokunun,bir hücrenin, bir organelin, bir enzimin, bir proteinin, bir amino asitin, bir molekülün, bir atomun oluşma olasığı kaçtır?

anlamlı bir organik molekül teknolojisi çok yüksek bir laboratuvar ortamında oluşturulmuş mudur?

Bunlar evrim kuramı yani var olan canlıların nasıl değişerek birbirlerinden türediklerine ilişkin sorular değil. Bunlar canlılığın ilk ortaya çıkışı ile ilgili sorular. Evrim kuramı, canlılığın ilk nasıl ortaya çıktığını açıklamıyor. Canlılığın ilk ortaya çıkışı konusunda başka kuramlar var.

bir türden bir türe evrimleşmek için geçen çok uzun sürede yaşamış bir çok canlı türü bulunmalıdır? çeşitli kaynaklarda ara formların fosillerinin bulunamadığı söyleniyor. ara form fosillerine kanıt için evrimcilerin çeşitli sahte aldatmacalar yaptıkları ifade ediliyor?

Her geçen gün, yapılan fosil çalışmaları sayesinde yeni ara formlar bulunuyor, ve bunlar saygın bilim dergilerinde yayınlanıyor. Söz konusu sahtekarlık iddiaları çok üzücü. Bunun evrim kuramının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını düşünüyoruz.

ilk canlıdan günümüzdeki formlarına kadar, bir türden bir türe evrim için gerekli süreleri topladığımızda kaç milyar yıl yapıyor?

Bunun cevabı şurada.

evrim teorisi sosyolojik bir düşüncenin, marksizmin, materyalizmin bilimsel ayağı olarak mı ortaya çıkmıştır?

Kesinlikle hayır. Darwin’in evrim kuramını geliştirmesi, Darwin’den önce birçok bilim insanın bulguları araştırmaları fikirleri sayesinde Darwin’e zemin hazırlaması sayesinde, yani herhangi bir bilimsel kuramın ortaya çıkışı nasıl oluyorsa öyle olmuştur.

evrim teorisini destekleyen bir kişi Allah’a inanabilir mi?

Evet tabi ki inanabilir. Herhangi bir bilimsel kuramı kavramanın, anlamanın dini inançlar ile bir ilgisi olmamalıdır. Bilim ve din bireyler için önem taşıyan iki ayrı unsurdur. Nitekim çok dindar olduğu halde evrim kuramını kabul eden bilim insanları bulunmaktadır. Örneğin Prof. Dr. Kenneth Miller.

Evrim yerine bilinçli tasarım diyorlar. Bilinçli tasarım ne demektir? Dincilerin uydurduğu bir model midir?

Bu kavram kesinlikle bilimsel değildir. Felsefi bir yaklaşım olarak kabul edilebilir ve kişiler isterlerse bu fikri benimseyebilirler. Fakat bilinçli tasarım kesinlikle evrim kuramının yerini alabilecek bir olgu değildir. Hiçbir bilim insanı da bu olguyu bilimsel bir olgu olarak kabul etmemektedir.

evrim neden en mükemmele doğru gidiyor? oluşan ilk canlı neden kaybolmamış daha üst düzey bir canlıya evrimleşmiş? Evrim bilinçli bir mekanizma mıdır?

Evrim mümmele doğru gitmiyor. Evrimin işleyiş mekanizmalarını buradan okuyabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek bir başka yazı da şurada.

duyguMart 14th, 2009 at 02:11

Tarık Bey, bu arada evrim her zaman mükemmele mi gider sorusuna yanıt olarak aynı zamanda şu komik çizgi öyküyü de okuyabilirisiniz.

Kurnaz Olanın Hayatta Kalması: http://evrimianlamak.org/e/A9d:Kurnaz

Onur ÇobanoğluMart 14th, 2009 at 06:05

Tarık Bey,

Ben de bir biyolog olmamama rağmen, evrim konusunda epey araştırma yapmış birisiyim. Burayı okuyan ehil biyologlar varsa ve amatör yorumlarımda bir yanlış varsa düzeltmelerinden memnuniyet duyarım:

[quote]
bir türün, bir organizmanın, bir organın, bir dokunun,bir hücrenin, bir organelin, bir enzimin, bir proteinin, bir amino asitin, bir molekülün, bir atomun oluşma olasığı kaçtır?
[/quote]

Öncelikle bu ve bundan sonraki soru evrim kuramının ilgi alanına girmemektedir. Evrim canlı türleri içindeki ve canlı türleri arasındaki dönüşümlerle ilgilenir.

Oluşma olasılığından evrim yoluyla oluşma olasılığını kastettiğinizi düşünüyorum. Şu anda ismini hatırlayamadığım Harvard Üniversitesi’nden bir bilim adamının iddiasına göre bir organın evrim yoluyla oluşma olasılığı şu anki bilgi düzeyiyle hesaplanamaz. Çünkü pek çok olası evrimsel patika vardır. Daha düşük düzeyde organik moleküllerin oluşma olasılığına dair birtakım hesaplamalar vardır. Eğer İngilizce makale okuyabilirseniz şu adreste birtakım örnek hesaplar da içeren güzel bir makale var:

[href]http://www.talkorigins.org/faqs/abioprob/abioprob.html[/href]

Burada da okuyabileceğiniz gibi, şu anki bilgimize göre yaşamın başlangıç koşullarında ligaz enzimlerinden bazılarının bir yıl hatta bir haftada bile oluşmuş olabilir.

[quote]anlamlı bir organik molekül teknolojisi çok yüksek bir laboratuvar ortamında oluşturulmuş mudur?[/quote]

Geçtiğimiz yıl Japonya’da neredeyse tamamen yapay parçalardan oluşan yapay bir DNA üretildi. DNA canlıların kalıtsal bilgilerinin kodlandığı moleküldür ve yeterince anlamlı bir organik moleküldür.

[quote]bir türden bir türe evrimleşmek için geçen çok uzun sürede yaşamış bir çok canlı türü bulunmalıdır? çeşitli kaynaklarda ara formların fosillerinin bulunamadığı söyleniyor. ara form fosillerine kanıt için evrimcilerin çeşitli sahte aldatmacalar yaptıkları ifade ediliyor?[/quote]

Sürüyle ara form fosili bulunmuştur. Sadece bir örnek (son yıllarda bulunduğu ve popüler olduğu için veriyorum), sudan karaya geçiş canlılarından Tiktaalik Rosea fosilidir. Hiçbir ara formun bulunamadığını iddia eden kaynaklar bulunmuş ara form fosillerini ara form fosili olarak kabul etmemektedirler. Gerekçe olarak çeşitli saçmasapan bahaneler öne sürmektedirler, fakat bu görüşleri bilim çevrelerinde ciddiye alınmaz. Çeşitli zamanlarda sahte fosil vakalarının yaşandığı doğrudur, fakat bu bugüne kadar bulunmuş ara geçiş fosillerinin ciddi bir oranını oluşturmaz, münferit vakalar olarak kalmışlardır.

[quote]ilk canlıdan günümüzdeki formlarına kadar, bir türden bir türe evrim için gerekli süreleri topladığımızda kaç milyar yıl yapıyor?[/quote]

Her şeyden önce evrim olasılıksal bir süreçtir. Ayrıca sorduğunuz sorunun cevabını bilmek için çok fazla parametrenin değeri bilinmelidir. Kısa cevap, matematiksel olarak gerekli süre bugünkü bilgiyle yeterli kesinlikte hesaplanamaz. Fakat emin olun yaratılışçıların hesaplarıyla kıyaslanamayacak kadar kısa sürelerdir.

[quote]evrim teorisi sosyolojik bir düşüncenin, marksizmin, materyalizmin bilimsel ayağı olarak mı ortaya çıkmıştır?[/quote]

Hayır. İlk olarak evrim düşüncesini ilk ortaya atan Darwin değildir, M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış Yunan filozofu Anaksimender’e dayanır. Darwin sadece kalıtım ve doğal seçilim yoluyla evrim kuramını ortaya koymuştur. M.Ö. 6. yüzyılda ortalıkta Marksizm falan olamayacağına göre bu tamamen zırva bir iddiadır.

[quote]evrim teorisini destekleyen bir kişi Allah’a inanabilir mi?[/quote]

Yapabilenler oldukça çok. Örneğin Amerikalı bilim adamlarının %40′ı hem evrime hem Allah’a inanmaktadır. Açıkçası modern evrim kuramına karşı olan yaratılışçılar bile mutasyon ve doğal seçilim kuramına karşıdırlar, türlerin birbirinden evrimleştiği fikrine değil. Onlar rastlantı faktörünün olamayacağını, her şeyin planlanmış olması gerektiğini iddia ediyorlar. Hem modern evrim kuramına hem de Allah’a inananlar, genelde kutsal kitaplarda yazılanların birebir alınmaması gerektiğini, kutsal kitapların içerdiği öykülerin ders verme amaçlı alegorik öyküler olduğunu iddia ederler. Alınabilecek bir başka pozisyon ise bilim felsefesinde bilimsel anti-gerçekçilik olarak adlandırılır. Bu yaklaşıma göre bilimsel kuramlar bize gerçeğin ne olduğunu tam olarak veremezler, hatta tatminkar bir yaklaşıklıkla bile veremezler. Bilimle gerçeğe ulaşılamaz, ama bilim bize fayda sağlayan pratik bir araçtır, başka hiçbir şey değil. Bu yaklaşımda bir insan olarak diyebilirsiniz ki “modern evrim kuramı geçmişte hakikaten olmuş olanı bize gösteremez; ama evrim kuramını kullanarak tahminler yapabiliyoruz, ilaçlar ve tedaviler geliştirebiliyoruz, dolayısıyla yararlıdır”.

[quote]Evrim yerine bilinçli tasarım diyorlar. Bilinçli tasarım ne demektir? Dincilerin uydurduğu bir model midir?[/quote]

Akıllı tasarım orijinal yaratılışçı argümanlara biraz daha bilimsellik katma çabasıdır. Akıllı tasarım, esas olarak evrimi ve evrim yoluyla yeni türlerin oluştuğunu reddetmemekle birlikte, biyolojideki bazı (genellikle hücre düzeyindeki) yapıların mutasyon ve doğal seçilim yoluyla oluşamayacağını, dolayısıyla akıllı bir tasarımcının bunu planlamış olması gerektiğini söyler. “İndirgenemez karmaşıklık” ve “belirlenmiş karmaşıklık” diye adlandırdıkları kavramlar vardır. Fazla detaya girmeden şunu söyleyeyim, argümanları esas olarak matematikseldir, bazı yapıların mutasyon ve doğal seçilimle oluşma olasılığının olağanüstü az olduğunu, bundan dolayı bu şekilde oluşamayacağını iddia ederler. Bu iddia doğru bile olsa buradan akıllı bir tasarımcının olduğu sonucu çıkarılamaz. Kaldı ki iddialarını matematiksel olarak ispatlayamamışlardır, iddia ettikleri yapıların evrim yoluyla oluşma olasılığını tam olarak hesaplamayı bırakın bir alt-üst değer bile verememişlerdir. Ayrıca az zararlı mutasyonlar ile ‘exaptation’ (Türkçe’sini çok aramama rağmen bulamadım kusura bakmayın) denilen mekanizmaların varlığını analizleri sırasında gözardı ettikleri için argümanları bilim çevrelerinde geçerli sayılmamaktadır. Bu söylediklerim indirgenemez karmaşıklık yaklaşımı için geçerlidir, öte yandan “belirlenmiş karmaşıklık”, en azından yanlışlanabilir bir yaklaşım olması hasebiyle daha bilimsel bir yaklaşımdır; fakat bu çerçevede sunulan matematiksel analizler olağanüstü yanlış ve hatalıdır, dolayısıyla yine ciddiye alınmamıştır.

[quote]evrim neden en mükemmele doğru gidiyor? oluşan ilk canlı neden kaybolmamış daha üst düzey bir canlıya evrimleşmiş? Evrim bilinçli bir mekanizma mıdır?[/quote]

Canlılar mükemmel değildir. Kafatasının evrim sürecinde çok hızlı büyümesi sonucu insan dişisi doğururken acı çeker, aynı şekilde evrim sürecinde insanların sırt kasları henüz yeterince uzamadığı için sırt ağrıları çekeriz. Ayrıca mükemmellik göreli bir kavramdır ve mükemmel olmayan canlılar da varlıklarını bir şekilde sürdürüp genlerini gelecek nesillere aktarabilirler. Evrim bilinçli bir mekanizma değildir, ama tamamen rastlantısal da değildir. Aslında pek çoklarının zannettiğinin aksine doğal seçilim kuramı canlıların rastgele evrimini öngörmez. Tam tersine, çevre baskıları arttıkça ve doğal seçilim etkisini arttırdıkça rastlantısal faktörlerin etkisi azalır.

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

tarıkMart 14th, 2009 at 13:35

verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. yalnız bazı cevaplar benim tereddütlerimi biraz daha artırdı. yani daha iyi anlamak için bazı direnç soruları uyandı bende. örneğin;

(Canlılar mükemmel değildir.) nasıl mükemmel olamayız. müthiş bir organizmamız var. şu anda farkında olmadığım halde, nefes alıp veriyor, burnumdan giren oksijenin ne işler başardığını farketmeden yaşıyorum. sabah yaptığım kahvaltıdaki besin monomerlerinin neler yaptığına karışmıyorum bile. düşünüyor, seviyor, seviniyorum. 15 aylık oğlum bile benim gibi sizin gibi sindirim nedir bilmediği halde yediği mamasını sindiriyor, mitoz bölünme nedir bilmediği halde her gün biraz daha büyüyor. bir taştan, bir çakıldan farklıyız, havada uçan bir toz taneciği değiliz, bir hayvan da değiliz. sırt kaslarım yeterince uzun değil ama dünyanın en akıllı varlığıyım. şimdi soruyorum neden mükemmel değiliz. bir serçe kuşu bile aerodinamik, çeşitli fizik yasaları, hava akımı, denge ,uyum vs. nedir bilmediği halde uçabiliyor. yani bu örnekleri her hayvan bitkiden bulabilirim. bana göre her canlı türü mükemmeldir. mükemmel değildir demek bilemiyorum, haksızlık gibi geliyor.

Arda MardarMart 14th, 2009 at 13:54

Duygu Hanim ve Onur Bey,

Cok guzel cevaplar yazmissiniz. Cevaplarinizin cok buyuk kitlelere ulasmasini ve daha bircok kisiyi bilinclendirmenizi temenni ediyorum. Hatta su yazdiklarinizi Radikal’in Bilim Teknik yorumlarina copy/paste yapmak isteyen bir kisiyim. Ama tabi bana dusmez boyle birsey :)

Bu arada Radikaldeki yorumlardan birisi evrimianlamak.org a link vermis. Bence cok guzel.

duyguMart 14th, 2009 at 16:51

Tarık Bey,

İşte bu noktada, bilimi dinden ve felsefeden iyi ayırmanız gerekiyor. Bir canlıyı “mükemmel” olarak tanımlamak bilimin işi değildir. Zira böyle bir tanım bilimsel olarak test edilemez. “Mükemmel” deyince herkesin aklında başka bir şey canlanıyor, size göre insanın mükemmel olan özelliği bana göre olmayabilir, ki şahsen ben hiçbir şeyin mükemmel olmadığını ama hayatın güzelliğinin de burada saklı olduğunu düşünüyorum. Yani sizinle bu konuda fikir ayrılığı içindeyiz, ama bu tamamen “felsefi” bir boyutta. Oturup saatlerce bunu keyifli bir sohbet şeklinde tartışabiliriz. Ama bu tartışmamızın bilimsel açıdan bir anlamı olmaz.

Bilim, genel geçer sorulara (kişiye göre değişiklik göstermeyecek olay va olgulara) cevaplar arar. Canlılar değişerek birbirlerinden türemişler midir? Evrim kuramı buna cevap verir. Ortaya çıkan canlılar mükemmel midir? Buna inandığınız din, ya da felsefi düşünceleriniz ile cevap verebilirsiniz. Zira bu soruyu bilimsel olarak test edemeyiz.

Günümüzde dindar insanların bir kısmı ile bilim dünyası arasındaki çekişmeler, malesef insanların bu ayrımı yapamamalarından kaynaklanıyor. Bu konuda yazdığım bir yazı var şurada: http://www.biyolokum.com/2008/12/evrim-ve-inanc-john-f-haughtun-konusmasi-1-bolum/

İlginizi çekebilir.

Biz Türkiye’nin bilim insanları olarak, halkımızı bu konularda bilgilendirmekte çok geç kaldık ne yazık ki. Umuyorum şu anda yaptığımız çalışmalarla bunu biraz olsun telafi edeceğiz.

Onur CobanogluMart 14th, 2009 at 20:45

Tarik Bey,

Daha onceki yazimda mukemmellik gorece bir kavramdir demistim. Size gore mukemmellik canlilarda bulunan olaganustu karmasik dengedir. Yaratiliscilarin en azindan bir kismina gore mukemmellik her dokunun/organin/sistemin bir ise yaramasi ve isini kusursuz yerine getirmesidir. Gordugunuz gibi ortada herkesin anlasmis oldugu nesnel bir tanim yok. Bana mukemmelligin muglak olmayan, herkesin uzerinde anlasacagi bir tanimini yapin, evrim mukemmele gidiyor mu gitmiyor mu, gidiyorsa neden gidiyor sorusunu o zaman cevaplayabilirim.

Saygilar

tarıkMart 15th, 2009 at 00:47

ben yorumlarınızdan anladığım bilimsel olan olguların dinden bağımsız olarak işlenmesi gerektiğini ifade ediyorsunuz. yalnız ben, aynı zamanda dindar bir insanım, öyle bir evrim teorisi varki olayları evrimle yorumladığımız zaman dinimden ve Allaha olan imanımdan olacağım korkusu oluyor. bu yüzden yukaridaki ilk yorumumda tereddütlerimi sıralamıştım. bilim insanlarının dindar olabileceğini söylemiştiniz, oysaki Allaha inanan bir kişi onun yaratıcı olduğuna da inanmak zorundadır. dolasıyla Ondan başka her şey yaratılmıştır. ama bu yaratılış Allahın sonsuz ilminin bir tecellisidir. nitekim Kuranı Kerimde ” Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir şeyin olmasına karar verirse, ona yalnızca “ol” der, o da hemen oluverir(Bakara suresi,117) ” şimdi bir bilim insanı hem imanlı hemde araştırmacı olamaz mı? Allah’ın yaratılıştaki ilminin esrarını hikmetlerini arayamazmı? Yoksa imani konuları kendi içsel aleminde bırakıp, bilimsel dünyada farklı mı davranmalı? İşte ben burada takılıyorum. evrimle ilgili bütün kaynakları ve bu sitede yazılanları okusam bu tereddütlerimi giderebilir miyim ya da büsbütün imanımdan vazgeçer miyim? Lütfen bu sorularımda cevaplarını verin.

DuyguMart 19th, 2009 at 01:24

Tarık Bey,

Yorumunuza vereceğim bu geç cevap için özür dilerim.

Öncelikle bu yorumum bu yazı altındaki son yorum olacak. Zira Evrim Çalışkanları olarak herkesin inancının kendine olduğunu ve dini konularda insanlara yol göstermenin bizim misyonumuz olmadığını, bilim insanları olarak böyle bir sorumluluğu yüklenmenin yanlış olacağını düşünüyoruz.

Sitemizde din ile ilgili bilgileri büyük ihtimalle bulamayacaksınız. Zira sitenin tamamen bilimsel içerikli olmasını amaçlıyoruz.

İman konusunda benim Evrim Çalışkanı kimliğimi bir kenara bırakıp B. Duygu Özpolat olarak size önerim, aklınızda bilimsel bilgiyi farklı bir boyutta, dini inancınızı farklı bir boyutta ele almanızdır. Bugün kutsal kitaplarda yazanlara evrim kuramı ters düşüyor gibi görünebilir, yarın başka bir kuram çıkabilir. Geçmişte Dünya’nın yuvarlak olduğunu söyledi (ve bu da İncil’e ters düşüyor) diye Galile ev hapsine mahkum edilmiştir. Belki de kişiler, kutsal kitaplarda söylenenleri yol gösterici, eğitici metinler olarak ele almalıdır ve o metinleri bilimsel bilgiler edinmek için kullanmamalıdır. (Size daha önceki yorumumda vermiş olduğum bağlantıyı incelerseniz, orada John F. Haught isimli bir dinbilimcinin düşüncelerinden bahseden bir yazı var).

Fakat bunların hepsi felsefi ya da dini konular. Bu konuları İnternet’te farklı mecralarda tartışmanızı rica edeceğiz.

Bu yorum ile birlikte bu yazıyı yorumlara kapatıyorum.

Selamlar.