Bir Fikrin Gücü

Blog for Darwin yani “Darwin için blog yazın” projesi, 12-15 Şubat tarihleri arasında Darwin Günü amacıyla, dünyanın farklı ülkelerinden çeşitli dillerde yayın yapan bloglardaki yazıları bir araya getiriyor. Bu yazılara göz atmak isterseniz yukarıdaki logoya tıklayarak bu siteye ulaşabilirsiniz.


Biz de Evrim Çalışkanları olarak, aramızdan bir Evrim Çalışkanı Uygar Polat‘ın Darwin Günü yazısına burada yer veriyoruz.

Biyolog Richard Dawkins bir fikrin gücünü, o fikrin maksimum açıklamayı minimum varsayımla yapması olarak tanımlıyor:

bfg

Buna da Açıklama Oranı (Explanation Ratio) diyor. Ve ben de katılıyorum.


Bugün doğal seçilim vasıtasıyla evrim fikrini ortaya atan Charles Darwin’in 200. doğum günü (12 Şubat 1809) ve doğal seçilim fikrini derlediği Türlerin Kökeni’nin yayınlanışının 150. yıldönümü (24 Kasım 1859). Uzunca bir süreyi bugün için Darwin’in anısına yazacağım ve uzun olmasını istediğim yazıyı kafamda planlamaya çalışarak harcadım. Kişiliğimin gelişiminde oldukça önemli yeri olan bu adamın hayatının her yönünü layıkıyla ve derinlemesine incelemek istiyordum. Çalışmaları, seyahatleri, nerelerde haklı çıktığı nerelerde yanıldığı, modern evrim kuramına yapılan eklentiler, hangi konularda kitaplar yazdığı, arkadaşlarıyla düşmanlarıyla münasebetleri, aile yaşantısı, hastalık hastası olmasının olası sebepleri, elde ettiği bulguları nasıl değerlendirdiği, çalışma sistematikleri hakkında yazmak istiyordum ve nereden başlayacağımı bilemiyordum.


Ama sonra onun fikirlerindeki Açıklama Oranı’nın ne kadar büyük olduğunu hatırladım ve kendimi önemli bir noktayı ıskalıyormuş gibi hissettim. Darwin tek bir hamlede tüm yaşamı, organizmaların var olma sebebini, sadece 4 basit varsayım ile açıklamıştı ve ben kim oluyordum da bu önemli günde uzun, detaylı betimlemelerimle Darwin’in ekonomik teorisine gölge düşürüyordum? Bunları daha sonra da yapabilirdim ve yapacaktım (sene Darwin senesi) ama bugün olmazdı:


efg

Her nesilde, hayatta kalabilecek olandan daha fazla sayıda yavru doğar ve bunların arasında genetik (kalıtılabilir) farklılıklar vardır (çeşitlilik). Bu yavruların bir bölümü üreyemeden ölürler (seçilim). Hayatta kalıp üremeyi başarabilenler de, bunu sağlayan özelliklerini çocuklarına aktarırlar (kalıtım). Bu süreç yeterince uzun süre (binlerce nesil) boyunca devam ederse, ortalık ‘hayatta kalmakta ve üremekte başarılı’ organizmalarla dolar. Doğal seçilimle evrim (özetle değil, tam olarak) budur.


Bu kadar. Bu kadar! Bu başka herhangi bir teorinin kolay kolay erişemeyeceği bir güç. Yukarıdaki 501 karakterlik paragrafı anladıysanız, Darwin’in fikirlerinin tamamını, modern evrim kuramının da belkemiğini anlamışsınız demektir. Kopan tüm tartışmaların, tüm kavgaların, tüm dini açmazların şu basit ve aslında kanıta ihtiyaç da duymayan (fakat sayısız kanıtla desteklenen) kavramsal kabullerin anlaşılamaması yüzünden doğduğunu düşünmek…


Darwin’in fikri gülünç derecede ekonomik olmasına rağmen, gülünç derecede çok şeyi açıklıyor, sadece bu dünyadaki yaşamı açıklamakla kalmıyor, diğer dünyalardaki olası yaşamları da açıklama potansiyeli taşıyan ortaya atılmış tek fikir. Ben de bu yüzden, bu kibar ve onurlu adamın ve ekonomik ve güzel fikrinin anısını en iyi bu şekilde onurlandırabileceğimden şüphem olmadığı için, maksimum açıklamayı minimum varsayımla yapmak adına, konu hakkında daha fazla yazmayı reddediyorum.

Şerefe!


Bilim tarihinin en önemli anlarından biri, gölgenin bittiği aydınlığın başladığı yerde..

Bilim tarihinin en önemli anlarından biri, gölgenin bittiği aydınlığın başladığı yerde..

Yazan: Uygar Polat

Share/Save/Bookmark

Yorumlar (1)

Demet DinlerEylül 8th, 2009 at 16:42

Merhaba, bu yazinin bu sekilde yazilmis olmasi bence cok iyi, tebrik ederim. Ama bence bunun disinda bir baska yaziya daha ihtiyac var – Darwin’in dusunme yonteminin asamalarina dair bir yazi. Darwin’in 200. yil sergisinin konseptlerinden biri buydu. Sergiyi gezerken Darwin’in Beagle’dan itibaren nasil sorularini sordugunu, natural selection fikrinin kendisinin nasil bir evolution gecirdigini gormek mumkundu. Bu yontemsel yazi, benim gibi temel bilimlerle cok gec tanismis sosyal bilimciler icin oldukca gerekli, cunku sosyal bilimciler cogu zaman bir teori benimseyip 30 yil boyunca her baktiklari yerde ayni teoriyi gorme egilimindedirler. “Ben vakti zamaninda soyle dusunmustum ama simdi eldeki yeni olgular ya da olgulara dair yeni bakis acisi isiginda sunu aciklayamadigimi farkettim, iste simdi bunu duzeltiyorum” diyen insan cok azdir. Kim daha fazla referans verirse, daha fazla saat bilgisayar basinda kalirsa ve yayin yaparsa daha super doktora ogrencisi olundugu rekabetci sosyal bilim ortaminda, Darwinin calismasinin bir kismini, verilerini degerlendirdigi ve beyninde process ettigi uzun yuruyuslerde gerceklestirmesi de ayrica ogreticidir.

Daniel Dennett uzerine olan yazinizi da cok begendim – pedagojik acidan anlatim gucu cok yuksek, ders falan veriyor musunuz ki acaba bir yerlerde? Bu siteyi ve evrimin anlam ve onemini bana ogreten Evrim Caliskani Murat Gulsacan’a da tesekkur etmem lazim ayrica.

Bir yorum yazın

Yorumunuz