Yeni Bölümler: “Şenyüz Örümcekleri”, “Fosil Yapraklar” ve “Midyelerin Hızlı Evrimi”

Darwin yılını pek çok etkinlik, yazı, dergi ve kitapla kutlayarak geride bıraktık. Fakat 2010 Evrimi Anlamak için yeni pek çok yazıyla dolu bir yıl olacak gibi görünüyor. Evrim Çalışkanlarına katılan yeni gönüllülerimiz sayesinde harıl harıl çalışmaya, çeviriler yapmaya, websitesini hazırlamaya devam ediyoruz.  Hazır olan yazıları tanıtmadan önce, Evrimi Anlamak’taki bütün bu yazıların, evrimi anlamaya meraklı her yaştan okuyucuya hitap ettiğini belirtelim. Bununla birlikte, öğretmenlerimizin ve üniversitelerdeki hocalarımızın bu kaynaklardan dersleri için faydalanacaklarını özellikle umuyoruz. “Evrim Haberleri” bölümünde yayınlanan kısa yazıların sonundaki kaynakçanın ve tartışma sorularının bu bakımdan çok faydalı olduğunu düşünüyoruz.

İşte bu ayın yazıları:

1) Şenyüz örümceklerinden “ALOHA!”

Hawaii Adaları’na ayak basan ziyaretçiler pek sıcak bir “aloha”, bir çiçek kolyesi ve bir gülümseme ile karşılanırlar. Ama bu volkanik adaların nemli ormanlarında bir yürüyüş yapacak olursanız, sizi bir başka tip gülümseme daha karşılar: Hawaii şenyüz örümceğinin gülümsemesidir bu.

Hawaii Üniversitesi’den Dr. Rosemary Gillespie, Dr. Geoff Oxford ve Dr. Bruce Tabashnik’in çalışmalarını ele alan bu yazıda, sırtında gülen bir yüze benzeyen deseni olan bu örümcek türünün nasıl olup da bu kadar çok farklı tipte desene sahip olacak şekilde evrildiğini okuyacaksınız. Bu yazı evrimin temel mekanizmalarını doğadan gözlemlerle açıklıyor. Yazı ayrıca bilim insanlarının araştırmalarını yaparken nasıl sorular sorduklarına ve bu soruları yanıtlamak için oluşturdukları hipotezleri nasıl yöntemler izleyerek test ettiklerine ilişkin de çok güzel bir örnek. Üstelik bol resimli ve animasyonlu! Bu bölümün sonunda eğitimciler için derslerde kullanabilecekleri tartışma soruları da bulunuyor.

2) Kadim fosiller ve günümüzdeki iklim değişikliği: Jeniffer McElwain’in çalışması


Dr. Jennifer McElwain’in İrlanda’nın Kolej Dublin Üniversitesi’ndeki laboratuvarı, yaprakların narin yapılarını incelemek için güçlü mikroskoplar, fosillerin etrafındaki taşları aşındırmak için asitler ve de günümüz bitkileri üzerinde deneyler yürütmek için büyüme hazneleri ile donanmış durumda. Geçtiğimiz beş sene boyunca, Dr. Jennifer ve ekibi Grönland’a iki keşif gezisi yaptı. İki buçuk tondan fazla fosil topladıkları bu geziler boyunca çadırda yatıp, gaz ocağında yemek pişirip, ırmakta yıkandılar. Tüm bu çalışmanın amacı ise bir çoğu kurşun kalemin arkasındaki silgiden daha büyük olmayan, küçücük fosilleşmiş yaprakların yüzeylerindeki mikroskopik gözenekleri saymaktı.

Bu yazıyla, Dr. McElwain’in günümüzde yaşayan bitkilerden edindiğimiz bilgileri kullanarak, Danimarka’dan topladığı 180 milyon yıl yaşındaki yaprak fosillerini inceleyip o zamanlar bitkilerin içinde yaşadıkları sıcaklığı, atmosferik çevreyi ve karbondioksit yoğunluğunu nasıl tahmin ettiğini öğreniyoruz. Nasıl oluyor da Jennifer’in fosil yaprakları geçmişteki küresel sıcaklıkların geniş çaplı bir dökümünü veriyor? Fosillerden edindiğimiz küresel sıcaklık değişimi bilgilerini günümüzdeki küresel ısınmanın nasıl sonuçlar doğracağı ile ilgili fikir edinmek için nasıl kullanıyoruz? Geçmişte yaşanan kitlesel yok oluşlarda küresel iklim değişikliğinin rolü neydi? Bütün bu ilginç sorulara cevapları bu yazıda bulacaksınız. Yine bu bölümün sonunda da eğitimcilerin derslerde kullanabilecekleri tartışma soruları bulunuyor.

3) Midyelerin hızlı evrimi: Midyenin fendi yengeci yendi

Mavi midyeler, yeni bir istilacı avcı türe karşı geliştirdikleri savunma mekanizmaları ile sadece 15 yıl içerisinde nasıl evrildiler? New Hampshire Üniversitesi’nden Aaren Freeman ve James Byers midyenin evrildiğinin kanıtı olarak ne tür bulguları ortaya koydular? Evrim Haberleri bölümündeki bu yazıda soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Yazının sonunda kapsamlı bir kaynakça ve eğitimciler için tartışma soruları bulunuyor.

Bu yeni yazıları keyifle okuyacağınızı umuyoruz. Bu esnada biz pek çok yeni bölümü yayına hazırlıyor olacağız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak ana sayfasındaki “bizden haber alın” kutusuna e-posta adresinizi yazarak haber listemize üye olabilirsiniz. Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Yorumlar (3)

Mustafa YılmazŞubat 2nd, 2010 at 23:28

Şenyüz örümcekleri / Mevcut hipotez üzerine…

Gillespie ve arkadaşlarının son hipotezi doğrulayabilmeleri için “belirli bir anda” adalarda farklı oranlar yakalamaları gerekir. Yani Oahu’da oran 2:1 iken, mesela Hawaii’de 1:2 olmalıdır. Sarı tırmaşıkların kafalarındaki av imgesinin farklı adalarda “aynı anda” dalgalanması düşüncesi fazla mekanik.

Şu kısımda da resimle yazı birbiriyle uyuşmuyor:

“Maui’de sarı bir dişi kırmızılı bir erkek ile çiftleştirildiğinde, çaprazlama sonucu %25 sarı dişi, %25 sarı dişi, %25 kırmızılı dişi ve %25 kırmızılı erkek oluşur.”

Doğrusu şu mu acaba?

Maui’de sarı bir dişi kırmızılı bir erkek ile çiftleştirildiğinde, çaprazlama sonucu %25 sarı dişi, %25 sarı erkek, %25 kırmızılı dişi ve %25 kırmızılı erkek oluşur.

adminŞubat 2nd, 2010 at 23:35

Mustafa Bey, düzeltme için çok teşekkür ederiz. Evet doğrusu dediğiniz gibi olmalıydı, düzeltmeyi yaptık. Sizin gibi dikkatli okurlarımızın varlığından haberdar olmak bizleri o kadar sevindiriyor ki!

Hipotezin mekanikliği ile ilgili yorumunuza ilgili ve bilgili okurlardan cevap geleceğini umuyoruz.

Evrim Çalışkanları

TolgaŞubat 13th, 2010 at 15:18

Şenyüz örümcekleri üzerine:
Bu örümceklerle ilgili bölümden anlayabildiğim kadarıyla örümcek tipleri arasında da, sarı tırmaşıkların avlanma davranışları arasında da zaman içinde bir dalgalanmadan bahsedilmiyor. Dolayısıyla mevcut hipotez de böyle bir dalgalanma olduğunu ileri sürmüyor. Örümcek tipi oranlarını (1:2) belirleyen faktör olan kuşların avlanma davranışlarının dağılımı, tesadüfi bir değişken olmayabilir. Böylece, belirli ve sabit bir değerde dengelenme söz konusu olabilir. Doğada bu gibi durumlara sık rastlanır. Farklı adalardaki sarı tırmaşıkların avlanma tabiatlarının aynı olacağını düşünürsek, bunun etkilediği unsur olan örümcek tipi oranlarının da birbirinden bağımsız olarak aynı değerde, bahsettiğim sabit değerde dengelenmesi doğaldır.

Bir yorum yazın

Yorumunuz