<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evrim Çalışkanları &#187; Güncel Makaleler</title>
	<atom:link href="http://evrimcaliskanlari.org/blog/category/guncel-makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog</link>
	<description>resmi web günlüğü.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Aug 2010 15:15:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Cogito&#8217;nun Kış 2009 sayısı: &#8220;Darwin Devrimi: Evrim&#8221;</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/cogitonun-kis-2009-sayisi-darwin-devrimi-evrim/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/cogitonun-kis-2009-sayisi-darwin-devrimi-evrim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 17:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Darwin]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=605</guid>
		<description><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları&#8217;nın düşünce dergisi Cogito, Darwin&#8217;in 200. yaşgününü kış sayısını Darwin&#8217;e ve Evrim Kuramına ayırarak kutluyor! İki cilt olarak çıkan bu dosyada Evrim Çalışkanları&#8217;nın ve Evrim Çalışma Grubu üyelerinin yazdığı yazılar da var. Dergi&#8217;nin editörü Şeyda Öztürk&#8217;ün sözleriyle: Bu dosya Darwin’in yaşamı, çalışmaları ve insan ve yaşam üzerine düşünüme bıraktığı mirası üzerine yazılardan oluşuyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.ykykultur.com.tr/picture/dergi/158.jpg" alt="" width="150" height="213" /></p>
<p>Yapı Kredi Yayınları&#8217;nın düşünce dergisi Cogito, Darwin&#8217;in 200. yaşgününü kış sayısını Darwin&#8217;e ve Evrim Kuramına ayırarak kutluyor! İki cilt olarak çıkan bu dosyada Evrim Çalışkanları&#8217;nın ve Evrim Çalışma Grubu üyelerinin yazdığı yazılar da var. Dergi&#8217;nin editörü Şeyda Öztürk&#8217;ün sözleriyle:</p>
<blockquote><p>Bu dosya Darwin’in yaşamı, çalışmaları ve insan ve yaşam üzerine düşünüme bıraktığı mirası üzerine yazılardan oluşuyor. Özel Darwin Dosyasının birinci bölümü Darwin’in yaşamı ve yazışmalarından oluşuyor. Bu bölümü, Darwin’in binlerce mektubundan derlediğimiz bir seçkiyle açıyoruz. Darwin’in HMS Beagle gemisiyle seyahate çıktığı 1831’den, <em>Türlerin Kökeni</em>’nin yayımlandığı 1859’a kadarki dönemde kaleme aldığı bu mektuplar, hevesli ve çalışkan bu doğabilimcinin devrim niteliğindeki çalışmalarına başlarken, beş yıl süren ve sayısız canlı örneği topladığı seyahatten döndükten sonra kuramını oluştururken ve A. R. Wallace’ın da benzer çalışmalarından haberdar olunca kitabını apar topar kaleme alırkenki heyecanına, çalışkanlığına ve mütevazı ve nazik yapısına ilk elden tanıklık sağlayan belgeler. Darwin’in HMS Beagle gemisiyle yolculuğunu ve yolculuktan önce ve sonra (aslında yetişkin yaşamının büyük bölümünde) karşılaştığı kronik sağlık sorunlarını ele alan yazılarla bitiyor bu bölüm.<br />
Ondokuzuncu yüzyılda yaşamın çeşitliliği ve tarihi üzerine çalışmaları ve canlılığın kökeni üzerine düşünceleriyle bilim, felsefe ve din alanlarında çok büyük değişikliklere yol açan Darwin’in temel kuramında aslında ne söylediği konusunda genel bir cehalet hâkim ve evrim kuramı üzerine tartışmalar genelde birtakım yanlış anlamalar etrafında dönüyor. Evrim kuramının ve Darwin adının bu kadar düşmanlıkla karşılanmasının esas nedeninin bu kısırdöngü olduğundan hareketle, dosyanın ikinci bölümü evrim kuramının temellerine, aslında ne olduğuna, kuramın belli başlı kavramlarının –doğal seçilim, uyarlanım, vs.– ne tür süreçlere işaret ettiğine ışık tutan yazılardan oluşuyor.</p>
<p>Sunulduğundan bu yana çeşitli kültürel ve siyasal akımlar ve disiplinler tarafından benimsenerek “uyarlanan” evrim kuramının imalarının yol açtığı ideolojik kavgalar ve kuramın düşünsel temelleri ve içerimleri ve diğer disiplinlerde uygulanışı üzerine yazılar dosyanın son bölümünü oluşturuyor. Bu bölümde, sosyal Darwincilik, evrimsel psikoloji, evrim ve etik, evrim kuramının felsefi temelleri, doğalcılık ve evrim kuramı, Zeki Tasarım,  cinsel seçilim ve feminizm ilişkisi üzerine çok sayıda yazı yer alıyor. Darwin Özel Sayısının, Darwin ve evrim kuramı üzerinden insanın varlığını ve kökenini sorgulayan tartışmalara taze bir soluk getirmesini umuyoruz.</p></blockquote>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Cogito%26%238217%3Bnun%20K%C4%B1%C5%9F%202009%20say%C4%B1s%C4%B1%3A%20%26%238220%3BDarwin%20Devrimi%3A%20Evrim%26%238221%3B&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F12%2Fcogitonun-kis-2009-sayisi-darwin-devrimi-evrim%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/cogitonun-kis-2009-sayisi-darwin-devrimi-evrim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi&#8217;nde &#8220;Evrim ve İnsan&#8221; Paneli</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/canakkale-ondokuz-mayis-universitesinde-evrim-ve-insan-paneli/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/canakkale-ondokuz-mayis-universitesinde-evrim-ve-insan-paneli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 19:50:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ, Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal ÇIPLAK ve Cumhuriyet Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin BAŞIBÜYÜK&#8217;ün konuşmacı olarak katılacağı &#8220;Evrim ve İnsan&#8221; isimli panel 16 Aralık 2009 Çarşamba günü saat 13:30&#8242;da Troia Kültür Merkezi&#8217;nde yapılacaktır. Panele tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.canakkaleicinde.com/kapak/comu-logo.jpg" alt="" width="398" height="296" /></p>
<blockquote><p>Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ, Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal ÇIPLAK ve Cumhuriyet Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin BAŞIBÜYÜK&#8217;ün konuşmacı olarak katılacağı &#8220;Evrim ve İnsan&#8221; isimli panel 16 Aralık 2009 Çarşamba günü saat 13:30&#8242;da Troia Kültür Merkezi&#8217;nde yapılacaktır. Panele tüm akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz davetlidir.</p></blockquote>
<p><a href="http://www.comu.edu.tr/duyurular/takvim.php?gun=16&amp;ay=12&amp;yil=2009" target="_blank">Bağlantı</a></p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=%C3%87anakkale%20Onsekiz%20Mart%20%C3%9Cniversitesi%26%238217%3Bnde%20%26%238220%3BEvrim%20ve%20%C4%B0nsan%26%238221%3B%20Paneli&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F12%2Fcanakkale-ondokuz-mayis-universitesinde-evrim-ve-insan-paneli%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/12/canakkale-ondokuz-mayis-universitesinde-evrim-ve-insan-paneli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karakulak Türkiye&#8217;de ikinci kez görüntülendi</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/08/karakulak-goruntulendi/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/08/karakulak-goruntulendi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 17:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EC</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim Çalışkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürmekte olan Evrim Çalışkanı Anıl Soyumert ve ark. on beş yıl aradan sonra karakulağı Türkiye’de ikinci kez görüntülemeyi başardılar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-325" src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2009/08/karakulak.jpg" alt="karakulak" width="648" height="300" /></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><a href="http://www.biology.hacettepe.edu.tr/ekog/index.htm" target="_blank">Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’</a>nde doktora çalışmalarını sürdürmekte olan <strong>Evrim Çalışkanı Anıl Soyumert</strong> ve çalışma arkadaşları (Alper Ertürk, Yasin İlemin) on beş yıl aradan sonra karakulağı (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karakulak" target="_blank"><em>Caracal caracal</em></a>) Türkiye’de, Muğla ili Datca yarimadasinda<span>, </span>ikinci kez görüntülemeyi başardılar. Anıl Soyumert, <span>kurdukları fotokapandaki karakulak görüntülerini fark ettiği anı şöyle anlatıyor: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">“<em>Çok sıcak bir gündü. Fotokapanı aldık. Diğerlerini de toplamak için hemen arabaya binip yola çıktık. Toprak yolda giderken dayanamadım, fotokapanı incelemeye başladım. Karakulakı görünce Alper&#8217;e &#8216;Dur&#8217; dedim. Arabayı durdurunca hiçbir şey söylemeden kamerayı uzattım. O bölgede karakulak olduğunu biliyorduk ama bu kadar güzel, bu kadar net bir fotoğraf çekebilmeyi beklemiyorduk. İnanılmaz bir ödül oldu. Bu hayvanlar gündüz dolaşmaz. Gündüz fotoğraf çekmiş olmaktan, kamerayı doğru yere kurmaktan büyük mutluluk duyduk</em>.”<span> </span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Anıl Soyumert ve arkadaşlarını nadir görülen bu hayvanı görüntülemeyi başardıkları için kutluyoruz. Bölgedeki tüm baskılara rağmen hayatta kalmayı başaran karakulağa da “çok yaşa!” diyoruz.</p>
<p class="MsoNormal">Anıl arkadaşımızın adını bir haberde iki farklı şekilde yanlış yazmayı başaran, haberleri birbirinden kopyalarken bile bunu fark etmeyen Türkiye medyasına da ne desek boş.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Haberin ayrıntıları için <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12264449.asp" target="_blank">Hürriyet</a>, <a href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;ArticleID=1127660" target="_blank">Milliyet</a>, <a href="http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/08/12/ilk_kez_goruntulendi" target="_blank">Sabah</a>, <a href="http://www.takvim.com.tr/Son24Saat/2009/08/12/ilk_kez_goruntulendi" target="_blank">Takvim</a></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong>Anıl Soyumert’le yakın zamanda çalışmaları hakkında detaylı bir konuşma yapmayı planlıyoruz. Bizi izlemeye devam edin.</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Hazırlayan: <a href="http://acaibialem.com/" target="_self">Murat Gülsaçan</a><br />
</strong></p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Karakulak%20T%C3%BCrkiye%26%238217%3Bde%20ikinci%20kez%20g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BClendi&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F08%2Fkarakulak-goruntulendi%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/08/karakulak-goruntulendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İklim Değişimi ve Küçülen Koyunların Sırrı</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/07/kuculen-koyunlar/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/07/kuculen-koyunlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 19:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EC</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim Çalışkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Evrim Çalışkanı Dr. Arpat Özgül’ün Science’ın 2 Temmuz sayısında yayınlanan  The Dynamics of Phenotypic Change and the Shrinking Sheep of St. Kilda makalesi  büyük ilgiyle karşılandı. BBC, TİME ve New Scientist dahil pek çok yayın organında da  ele alınan bu önemli çalışmasından dolayı Dr. Özgül ve çalışma arkadaşlarını tebrik ediyoruz. Darısı diğer Evrim Çalışkanları’nın başına. Aşağıda Arpat’ın çalışması için Evrim Çalışkanları’nın katkılarıyla hazırlanan Türkçe basın duyurusunun tam metnini bulacaksınız. Arpat’la yaptığımız röportaj da pek yakında blogumuzdaki yerini alacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Evrim Çalışkanı <a href="http://www.arpat.net/" target="_blank">Dr. Arpat Özgül&#8217;ün</a> Science&#8217;ın 2 Temmuz sayısında yayınlanan  <strong><a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/abstract/1173668" target="_blank">The Dynamics of Phenotypic Change and the Shrinking Sheep of St. Kilda</a> </strong>makalesi  büyük ilgiyle karşılandı. <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/8130907.stm" target="_blank">BBC</a>, <a href="http://www.time.com/time/health/article/0,8599,1908411,00.html" target="_blank">TİME</a> ve <a href="http://www.newscientist.com/article/dn17407-incredible-shrinking-sheep-blamed-on-climate-change.html" target="_blank">New Scientist</a> dahil pek çok yayın organında da  ele alınan bu önemli çalışmasından dolayı Dr. Özgül ve çalışma arkadaşlarını  tebrik ediyoruz. <strong>Darısı diğer Evrim Çalışkanları&#8217;nın başına.</strong> Aşağıda Arpat&#8217;ın çalışması için Evrim Çalışkanları&#8217;nın katkılarıyla hazırlanan Türkçe basın duyurusunun tam metnini bulacaksınız. <strong>Arpat&#8217;la yaptığımız röportaj da pek yakında blogumuzdaki yerini alacak.</strong></p></blockquote>
<p><a href="http://www3.imperial.ac.uk/biology"><img class="size-full wp-image-283 alignnone" src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2009/07/imp2.jpg" alt="imp2" width="297" height="80" /></a></p>
<p>Türkiyeli  bilimadamı Dr. Arpat Özgül bu hafta ünlü bilim dergisi Science’ta iklim değişimi ve evrim üzerine ilginç bir makale yayınladı. Bu araştırma İskoçya açıklarındaki <a href="http://www.kilda.org.uk/" target="_blank">Hirta Adası</a>’nda<br />
yaşayan ve evcil koyunların yabani bir soyu olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Soay_sheep" target="_blank">Soay koyununun</a> boy ortalamasında görülen<br />
azalmanın sebeplerini inceliyor. <strong>Büyük boya sahip olmanın evrimsel avantajlarına<br />
karşın, küresel ısınmayla birlikte kış aylarının daha ılıman geçmesi ve adadaki koyun<br />
sayısının artması sonucu Soay koyunlarının boyu son 24 yıl içinde küçülüyor.</strong></p>
<p>Büyük bireylerin hayatta kalma ve çoğalma olasılığının daha yüksek olması ve beden<br />
büyüklüğünün kalıtsal olması koyunların boylarında zaman içerisinde bir artış olması<br />
gerektiğini öngörüyor. <strong>Bir başka deyişle, koyunların boyunda artışa yönelik<br />
<a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Mikroevrimin_Tan%C4%B1m%C4%B1" target="_blank">mikroevrimsel</a> bir baskı söz konusu. Ama Hirta Adası’nda yaşayan koyunların boy<br />
ortalamasında son 24 yılda yüzde beş civarında bir düşüş görülmüş.</strong></p>
<p>Bu yeni araştırma, Soay koyunlarında gözlemlenen bu esrarengiz küçülmenin küresel iklim<br />
değişimi sonucu olduğunu gösteriyor. Daha ılımlı geçen kış aylarında hayat koşulları eskiye<br />
göre daha kolay olduğundan, ufak bireylerin hayatta kalma olasılığı zamanla artıyor. Buna ek<br />
olarak koyun sayısında görülen artış sonucu ot miktarı azalıyor ve kuzuların büyüme hızı<br />
daha da yavaşlıyor. Bu iki etki birleşince koyunların boylarındaki düşüşün çevresel nedenleri<br />
ortaya çıkıyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-300" src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2009/07/kilda.jpg" alt="kilda" width="432" height="288" /></p>
<p>St. Kilda takımadalarının en büyüğü olan Hirta Adası’nda yaşayan Soay koyunları, üzerinde<br />
uzun-süreli ekolojik araştırma yapılan ender memelilerden. Her birey yılda en az bir kez<br />
yakalanıyor, boyu ve kilosu ölçülüp, gen örnekleri alınıyor. Toplanan bu demografik veriler<br />
sayesine her bireyin hayatındaki önemli kilometre taşları (doğum tarihi, ilk kez kaç yaşında<br />
yavruladığı, her yıl kaç kuzu yavruladığı, hangi yıl öldüğü) belgeleniyor. Science dergisinde<br />
yayınlanan bu yeni çalışma, 24 yıl boyunca toplanan bu verileri inceleyerek Soay<br />
koyunlarının eskisi kadar hızlı büyümediklerini ve daha ufak bireylerin eskiye oranla daha<br />
kolay hayatta kaldığını gösteriyor. Bu etkiler sonucu boy ortalamasında bir düşüş görülüyor.<br />
Imperial College London’da araştırma görevlisi olan Dr. Arpat Özgül ve çalışma arkadaşları<br />
bu düşüşün sebeplerini şöyle açıklıyor: Kış aylarının daha sert geçtiği eski yıllarda yeni doğan<br />
bir kuzunun hayatının ilk kışını atlatabilmesi için özellikle doğumdan sonraki 4-5 ay içinde hızlı<br />
bir şekilde büyümesi gerekiyordu. Yani, sadece en iri kuzular zorlu kış aylarını atlatabiliyordu.<br />
Ancak küresel ısınma sonucunda kış ayları eskiye oranla daha ılımlı geçiyor ve bu da hayat<br />
koşullarını kolaylaştırıyor. Hem besin değeri yüksek otlar daha uzun süre toprakta kalıyor,<br />
hem de bir çok koyunun ölümüne sebep olan aşırı soğuklar azalıyor. Bunun sonucunda daha<br />
yavaş büyüyen kuzuların hayatta kalma olasılığı artıyor ve bu ufak bireyler ileriki yıllarda ufak<br />
erişkinlere dönüşüyor. Kuzuların büyümesini yavaşlatan bir başka unsur da adadaki koyun<br />
sayısının artarak taşıma kapasitesine ulaşmış olması. Koyun sayısı arttıkça birey başına<br />
düşen ot miktarı azaldığından, kuzuların büyüme hızı zamanla yavaşlıyor. Bu iki unsurun<br />
bileşimiyle koyunların boy ortalaması zaman içerisinde düşüyor.</p>
<p><img class="size-full wp-image-308 alignnone" src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2009/07/080812-112.jpg" alt="080812-112" width="504" height="336" /></p>
<p>Araştırma ekibi, koyun boylarında artışa yönelik bir evrimsel baskıya karşın gözlemlenen bu<br />
ilginç düşüşün, koyunların iklim değişimine gösterdiği ekolojik bir tepkiden kaynaklandığını<br />
belirtiyor. <strong>Bu oldukça önemli bir gözlem! Evrimsel ve ekolojik tepkilerin 24 yıl kadar kısa<br />
bir zamanda birbirleriyle karmaşık bir şekilde etkileşerek bu beklenmeyen değişime yol<br />
açabileceğini gösteriyor. </strong>Dr. Arpat Özgül bu sonuca ulaşmanın kolay olmadığını açıklıyor.<br />
Araştırma ekibi, 24 yıl boyunca her yıl yüzlerce koyunu ölçmenin yanısıra, boy ortalamasında<br />
gözlemlenen değişimi evrimsel ve ekolojik bileşenlerine ayırabilmek için detaylı bir<br />
matematiksel analiz yöntemi geliştiriyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, araştırma ekibi bir annenin yaşının yavruladığı kuzunun boyunu belirleyen<br />
önemli bir etken olduğunu gösterdi. Genç anneler henüz erişkin boya ulaşamadıklarından<br />
ortalamadan daha ufak kuzular doğuruyor. Bu “genç anne” etkisi, boyda artışa yönelik bir<br />
evrimsel baskı olmasına karşın, boy ortalamasının neden artmadığını açıklıyor. Ancak, bu<br />
etki tek başına boy ortalamasında görülen düşüşü açıklamaya yetmiyor. Bu araştırma, boy<br />
ortalamasındaki düşüşün iklim değişimi ve ada popülasyonundaki artış ile doğrudan<br />
ilgili olduğunu gösteriyor. “Genç anne” etkisi ve kuzuların çevresel şartlara tepki olarak<br />
daha yavaş büyümesi, arka planda gerçekleşen evrimsel baskıyı gölgeliyor. Bu “genç anne”<br />
etkisi ve benzeri diğer anne kaynaklı etkiler evrimsel modellerde hesaba katılmazsa, farklı<br />
türler üzerinde yapılan çalışmalarda gözlem ve mikroevrimsel tahminler arasında uyuşmazlık<br />
görülebiliyor. Dolayısıyla <strong>bu çalışma doğada daimi olarak süregelen mikroevrimsel<br />
sürece yeni bir ışık tutuyor.</strong></p>
<p><strong>Arpat Özgül ve çalışma arkadaşlarının bu araştırması bir kaç yıllık zaman dilimi<br />
içerisinde evrimsel ve ekolojik süreçlerin nasıl iç içe geçtiğini açık bir şekilde<br />
sergiliyor. İnsan veya doğal kaynaklı çevresel değişimin yabanhayat popülasyonlarını<br />
kısa bir süre içerisinde ne derecede etkileyebileceğine dair ilginç bir örnek sunuyor.</strong></p>
<blockquote><p><strong>Biyografi:</strong> Akademik kariyerine Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde başlayan Arpat<br />
Özgül kısa sürede Jeolog anne-babasının izine geri döndü. Mastır çalışmasını Boğaziçi<br />
Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nde Kuzeybatı Türkiye yarasalarının ekolojisi üzerine<br />
yaptıktan sonra, doktora çalışmasını Florida Üniversitesi’nde popülasyon ekolojisi üzerine<br />
tamamladı. Şu anda araştırma görevlisi olarak çalıştığı Imperial College London’da ise<br />
evrimsel demografi üzerine çalışmakta. Çalışmalarını yürüttüğü türler arasında Soay koyunu,<br />
kızıl geyik, yersincabı, marmot, mirket ve uyuzböceği yer alıyor.</p></blockquote>
<p><strong>Bu araştırma Imperial College, Leeds, Cambridge, Edinburgh ve Stanford Üniversiteleri’nin<br />
ortak bir çalışmasıdır ve İngiltere “Doğal Çevre Araştırma Konseyi” (NERC) tarafından<br />
finansal olarak desteklenmiştir.</strong></p>
<p><strong>Kullanılan görüntüler Arpat Özgül&#8217;e aittir.<br />
</strong></p>
<p><em>Bu araştırmanın ön baskısı Science Express tarafından ‘The Dynamics of Phenotypic Change<br />
and the Shrinking Sheep of St. Kilda’ (Fenotipik Değişim Dinamikleri ve St. Kilda’nın Küçülen<br />
Koyunları) başlığıyla 2 Temmuz 2009 günü yayınlanmıştır.<br />
Yazarlar: Arpat Özgül (1), Shripad Tuljapurkar (2), Tim G. Benton (3), Josephine M.<br />
Pemberton (4), Tim H. Clutton-Brock (5) and Tim Coulson (1).<br />
(1) Department of Life Sciences, Imperial College London, Silwood Park, Ascot, Berkshire,<br />
SL5 7PY, UK.<br />
(2) Department of Biology, Stanford University, Stanford, CA 94305-5020,<br />
USA.<br />
(3) School of Biology, University of Leeds, Leeds, LS2 9JT, UK.<br />
(4) Institute for Evolutionary Biology, University of Edinburgh, Kings Buildings, West Mains<br />
Road, Edinburgh, EH9 3JT, UK.<br />
(5) Department of Zoology, University of Cambridge, Downing Street, Cambridge, CB2 3EJ,<br />
UK.</em></p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=%C4%B0klim%20De%C4%9Fi%C5%9Fimi%20ve%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BClen%20Koyunlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F07%2Fkuculen-koyunlar%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/07/kuculen-koyunlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanatın Köklerine Doğru&#8230;</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/03/sanatin-koklerine-dogru/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/03/sanatin-koklerine-dogru/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 06:54:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Evrim Çalışkanları güncesi, konuk yazar olarak bir başka Evrim Çalışkanı&#8217;nı ağırlıyor. Sanatın kökleri, insanın bilişsel evrimi gibi konulara değinen bu yazıyı keyifle okuyacağınızı umuyoruz. Science isimli meşhur bilim dergisinin 6 Şubat 2009 tarihli sayısını okuyordum. Micheal Balter imzalı bir makale dikkatimi çekti. Makale, 1994 yılında Fransa&#8217;nın güneyindeki Chauvet Mağarası&#8216;nda araştırmacılar tarafından keşfedilen mağara resimlerinden, başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Evrim Çalışkanları güncesi, konuk yazar olarak bir başka Evrim Çalışkanı&#8217;nı ağırlıyor. Sanatın kökleri, insanın bilişsel evrimi gibi konulara değinen bu yazıyı keyifle okuyacağınızı umuyoruz.</p></blockquote>
<p>Science isimli meşhur bilim dergisinin 6 Şubat 2009 tarihli sayısını okuyordum. Micheal Balter imzalı bir makale dikkatimi çekti. Makale, 1994 yılında Fransa&#8217;nın güneyindeki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chauvet_Cave">Chauvet Mağarası</a>&#8216;nda araştırmacılar tarafından keşfedilen mağara resimlerinden, başka dönemlere ait heykelcikler ve araç gereçlerden yola çıkarak sanatın temelini oluşturan sembolik ifade yeteneğinin insan hayatına ne zaman ve nasıl girdiğine dair görüşleri tartışıyordu.</p>
<p>Makalenin tamamının alıntılandığı ya da makalede tartışılan düşünceleri tartışan bir yazıdan ziyade makalenin bana düşündürdükleri ile ilgili bir yazı bu. Arzu ederseniz özgün makaleye <a href="http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/323/5915/709">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sa8DmI14vAI/AAAAAAAAE6E/L78gBVkbDzM/s800/cave-paintings-ng.jpg" alt="" width="608" height="457" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Üstteki fotoğraf girişte bahsettiğim mağaranın bir fotoğrafı. Araştırmacılarının bulduklarında büyüleyici güzelliği karşısında göz yaşlarını tutamadıkları bu eserin panaromik bir fotoğrafı ise şöyle:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sa8EwMSs6eI/AAAAAAAAE6M/6DAD8QSxokw/s800/chauvet-panorama.jpg" alt="" width="606" height="382" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Açıkçası yukarıdaki imajın kaynağını bilmese idim ve birileri bana bunun ne olabileceğini sorsa idi muhtemelen ilk tahminim bu eserin 20. yüzyıl dolaylarında yaşamış bir sanatçının sürrealist bir eseri olduğu yönünde olurdu. Birbirine geçmiş bu aslanların, gergedanların, atların, bizonların bu mağaraya meşaleler ile giren birileri tarafından kömür ve kök boyası kullanarak 30.000 yıl önce çizildiğini bilmek hayret verici ve bence fena halde düşündürücü.</p>
<p>İlk insanların 50.000 ilâ 100.000 yıl önce Afrika&#8217;dan dünyaya yayılmaya başladığı ve yaklaşık 40.000 yıl önce Avrupa&#8217;ya ulaştığı öngörülerini göz önünde bulunduracak olursanız, 30.000 yılın insanlık tarihi açısından ne kadar uzun bir zaman öncesine denk geldiğini görebilirsiniz.</p>
<p>Bu gün itibarı ile yukarıdaki fotoğraftaki resim, şu ana dek bulunan en eski mağara resmi olmak gibi popüler bir sıfata sahip.</p>
<p>Zaman zaman bir şeylerin &#8220;<em>en eskisini</em>&#8220;, &#8220;<em>ilk örneğini</em>&#8221; bulmaya çalışmanın anlamsız çekiciliğine kapılmamak elde değil. Bununla beraber aslında bir çok şey kendinden öncekilerden küçük adımlarla farklılaşan kademeli bir geçişin ürünü olduğu için &#8220;<em>işte bulduk, ilki buymuş</em>&#8221; denebilecek bir şey bulmayı beklemek pek sağlıklı değil. Micheal Balter&#8217;ın makalesinde çalışmalarından bahsettiği araştırmacılar da sanatın insan hayatına girişine dair tam bir tarih vermek için en eski örnekleri aramak yerine onun sembolik köklerini aramanın daha verimli olacağına inanmışlar. En nihayetinde &#8220;<em>sanat</em>&#8221; olarak adlandırdığımız iletişim şeklinin varlığını, insanın anlam nakledebilecek sembolleri inşa edebilmek için gereken bilişsel yeteneğe sahip olmasına bağlayabiliriz. İnsanın sahip olduğu bu yeteneğin bir anda var olmayıp aşamalı bir şekilde ortaya çıktığını düşünüyorsak, sanatın da bir anda ortaya çıkmadığını rahatlıkla varsayabiliriz; ya da en azından, ilk sanat eserini aramanın pek anlamlı olmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Dolayısıyla bilinen en eski resim 30.000 yıl önceye uzanıyor olsa da &#8220;<em>sanat insan hayatına 30.000 yıl önce girmiştir</em>&#8221; demek mümkün değil. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz eser Afrika&#8217;daki bir mağarada bulunmuş ve 77.000 yaşında. Etrafındaki diğer buluntular ile arasında nasıl bir fark olduğunu görebildiğinizi tahmin ediyorum. Kimileri tarafından alışagelinen sanat anlayışından farklı görünüyor olabilir, fakat aklı başında birisinin kolaylıkla &#8220;<em>bu bir sanat eseri değildir</em>&#8221; ya da &#8220;<em>belli ki bunu yapan her kim ise amacı bir şey anlatmak değildi</em>&#8221; diyebileceğini zannetmiyorum.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sa8OZadUsaI/AAAAAAAAE6U/q_VKytPDIm4/s800/bbc-artefacts.jpg" alt="" width="631" height="401" /><br />
<em><span style="color: #888888;"><small>Fotoğraf </small>Chris Henshilwood&#8217;a ait. Orijinal kaynağı ise</span></em><small><em><span style="color: #888888;"> <a href="http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Image%3ABBC-artefacts.jpg">burası</a>.</span></em><br />
</small></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Benzeri kimi örnekler çok yakın akrabalarımız olduğu düşünülen ve izlerine 1.400.000 ilâ 200.000 yıl öncesine kadar rastlanan <em>Homo heidelbergensis</em>&#8216;e, <em>Homo erectus</em>&#8216;a değin uzanıyor.</p>
<p>Araştırmacılar sanat ve sembolik ifade yeteneğinin, Darwin&#8217;in evrim teorisinde türlerin çeşitliliği ve ortaya çıkışı ile ilgili önerisinde olduğu gibi &#8220;aşamalı bir şekilde&#8221; (<em>gradually</em>) insan hayatında yer bulduğu, bir anda yoktan var olmadığı fikri ile ilgili yaptıkları bir deneyden ve sonucundan bahsetmek istiyorum:</p>
<p>Dietrich Stout isimli bir bilim insanı önderiliğindeki araştırmacılar bu deneyi taş yontmacılığı konusunda yetenekli 3 arkeoloji araştırmacısını kullanarak yapıyorlar. Bu kişilerden 300.000 ve 120.000 yıl* öncesine ait iki grup içerisinde yer alan araçların aynılarını yontmalarını istiyorlar ve onlar yontarken beyinlerindeki hareketliliği pozitron emisyon tomografi yöntemi ile inceliyorlar. Arkeologlar eski döneme ait olan taşları yontarken beyinlerinin &#8220;<em>görsel</em>&#8221; ve &#8220;<em>motor</em>&#8221; fonksiyonlardan sorumlu kısımlarını kullanıyorlar, yeni döneme ait olan araçları yontarlarken ise beyinlerinin &#8220;<em>görsel</em>&#8220;, &#8220;<em>motor</em>&#8221; fonksiyonlarının yanında &#8220;<em>dil</em>&#8221; ve &#8220;<em>konuşma</em>&#8221; fonksiyonlarından sorumlu kısmı da devreye giriyor. Okuduğumda tüylerim diken diken oldu açıkçası. Bu deney karmaşık araçların üretilmesi ile sembolik düşünebilme ve anlatım kabiliyetinin, benzer bilişsel yetenekleri gerektiriyor olduğunun bir göstergesi olduğu kadar insanların karmaşık aletler yapabilmeye başlamasının beyinlerinin zaman içerisinde sembolik olarak ifade etme yeteneğine sahip kısımlarının evrilmesi ile mümkün olduğunun da bir göstergesi.</p>
<p>Doğal seçilimi de işin içine kattığımız zaman, biz bu gün burada isek ve sembolik olarak düşünebiliyor ve kendimizi  bu yolla ifade edebiliyorsak, &#8220;sembolik ifade yeteneği olanların, bu yeteneğe sahip olmasından ileri gelen bir avantajı olduğunu&#8221; var sayabiliriz. Sanatın temelinde yatan sembolik ifade yeteneği insan evriminin bir parçası olarak evrildi ise bu yeteneğin insanlara sağladığı avantaj, onların &#8220;<em>fit</em>&#8221; olma durumları üzerindeki pozitif etkisi ne idi acaba? (Bir çok evrim teorisyeninin bu soruya kızabileceğini tahmin ediyorum aslında, fakat düşünmesi keyifli ;) Bu konudaki spekülasyonlarınızı paylaşmaktan çekinmeyeceğinizi umarım :)</p>
<p>Söz evrimden açılmışken, içinde bulunduğumuz yılın, ortaya attığı teori ile biyolojik çeşitliliğin etrafındaki sis perdesini aralamak konusundaki çabalara en kayda değer katkılardan birisini sağlayan Charles Darwin&#8217;in doğumunun 200&#8242;üncü yılı olduğunu hatırlatmak ister, bu vesile ile belki evrim teorisi hakkında bir kaç şey okumak istersiniz ümidi ile bir iki leziz bağlantı vermekten kıvanç duyarım:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.evrimianlamak.org/">http://www.evrimianlamak.org/</a></li>
<li><a href="http://evrimcaliskanlari.org/blog/">http://evrimcaliskanlari.org/blog/</a></li>
</ul>
<p>Lütfen en büyük cahilliklerimizin çoğunlukla bildiğimize inandığımız konuların içerisinde saklı olduğunu unutmayın.</p>
<p>Yazan: <a href="http://meren.org/blog" target="_blank">A. Murat Eren</a></p>
<p>_</p>
<p><em>* Bahsi geçen araçlar pre-acheulean ve late acheulean dönemlerine ait. Bu kavramlara yabancı okuyuculara bir anlam ifade etmesi için yaklaşık tarihleri (pre-acheulean için 300.000 yıl, late acheulean 120.000 yıl) Wikipedia&#8217;daki bir tablodan aldım.</em></p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Sanat%C4%B1n%20K%C3%B6klerine%20Do%C4%9Fru%26%238230%3B&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F03%2Fsanatin-koklerine-dogru%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/03/sanatin-koklerine-dogru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2008&#8242;in Evrimsel Biyoloji Makaleleri: PLoS&#8217;un seçkisi</title>
		<link>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/01/2008in-evrimsel-biyoloji-makakleleri-plosun-seckisi/</link>
		<comments>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/01/2008in-evrimsel-biyoloji-makakleleri-plosun-seckisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 22:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimcaliskanlari.org/blog/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Ön Not: Bu yazıda geçen (turuncu ile işaretlenmiş) evrimsel biyoloji kavramları hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz kelimelere tıklayarak Evrimi Anlamak sitesinin ilgili sayfasına ulaşabilirsiniz. PLoS, yani İngilizce ismi ile Pulic Library of Science (Bilim Halk Kütüphanesi), Dünya&#8217;daki bilimsel ve tıbbi bilgi birikimini herkese açık ve ulaşılabilir hale getirmeyi amaçlayan (open access) bilim insanı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6><em>Ön Not: Bu yazıda geçen (<span style="color: #ff6600;">turuncu </span>ile işaretlenmiş) evrimsel biyoloji kavramları hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz kelimelere tıklayarak Evrimi Anlamak sitesinin ilgili sayfasına ulaşabilirsiniz.</em></h6>
<p><a href="http://www.plos.org" target="_blank">PLoS</a>, yani İngilizce ismi ile Pulic Library of Science (Bilim Halk Kütüphanesi), Dünya&#8217;daki bilimsel ve tıbbi bilgi birikimini herkese açık ve ulaşılabilir hale getirmeyi amaçlayan (open access) bilim insanı ve doktorlardan oluşan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon. PLoS&#8217;un yayın organı olan dergilerde (PLoS Biyoloji, PLoS Genetik vs&#8230;) 2003&#8242;ten beri hakemli dergi sistemi ile pek çok kaydadeğer makale yayınlandı. Bütün bu makaleler, Nature, Development vs. gibi diğer prestijli bilimsel makale dergilerinin aksine, hiçbir ücret ödenmeden <a href="http://www.plos.org/journals/index.php" target="_blank">PLoS&#8217;un İnternet sitesinden</a> okunabiliyor.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bu organizasyonun İnternet güncesinde &#8220;2008&#8242;in en kayda değer Evrimsel Biyoloji makaleleri&#8221; başlıklı bir seçki yayınlandı. Seçki, PLoS&#8217;un akademik editörü olan Tom Tregenza tarafından hazırlanmış. Bizler de size seçkinin Türkçe çevirisini buradan aktarıyoruz (Aşağıdaki bağlantılara tıklayarak makalelerin tam uzunluktaki İngilizce orjinallerine ulaşabilirsiniz):</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/484a68Kzkk9kXiQasvD-BQ?authkey=rmqbcgsCiUk&amp;feat=embedwebsite"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/SXeY7fcQtuI/AAAAAAAACXI/YMjOwsN2hfE/s400/vantuz2.jpg" alt="" width="251" height="244" /></a></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.plosone.org/article/info:doi/10.1371/journal.pone.0000522">Dalgıçböceğinin soyoluşu eşeyler arasındaki silahlanma yarışı sonucu birlikte evrimi ortaya çıkarıyor</a> J. Bergsten ve KB. Miller tarafından yapılan bu çalışmayı tanıtırken Tom Tregenza şöyle diyor: &#8220;Bu makaleyi çok ama çok sevdim çünkü ilk bakışta çok sıkıcı gibi görünen bir konuyu -dalgıçböceğinin <a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Soyolu%C5%9Fu_anlamak" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">soyoluş</span></a>unu- anlatıyor. Fakat işe bakın ki, bu türün erkekleri ve dişileri arasında bir &#8220;<a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim_101Y:Silahlanma_yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">silahlanma yarışı</span></a>&#8221; süregelmekteymiş: erkeklerin ayaklarında, dişileri sıkıca tutabilmek için vantuzlar evrilmiş fakat buna cevap olarak dişilerin vücutlarında da, erkeğin vantuzlarını vakumla kendilerine yapışmaktan alıkoyacak girinti ve çıkıntılar evrilmiş (<a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:A_case_study_of_coevolution_1" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">birlikte evrim</span></a>).  Erkeklerin vantuzlarının büyük olduğu yerlerde dişilerin de kanatlarında daha geniş girintileri var. Üstelik, Japonya&#8217;da birbirine çok yakın akraba olan iki türden elde edilen bilgilere bakılırsa dişi ve erkek arasındaki bu &#8220;savaş&#8221; grup içinde bir<a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:T%C3%BCrle%C5%9Fme" target="_blank"><span style="color: #ff6600;"> türleşmeye</span></a> yol açmış görünüyor.&#8221;</p>
<p><em>(Aşağıdaki resimde üst sıra dişilerin kanatlarının yakından görünümü, alt sıra ise erkeklerin ayaklarındaki vantuzları.)</em></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/7lUko55Jg1XKmcXIb9RSpw?authkey=rmqbcgsCiUk&amp;feat=embedwebsite"><img class="aligncenter" src="http://lh5.ggpht.com/_aROi2wnth1A/SXeY7KwtGgI/AAAAAAAACXA/2L2ZVyvoMU4/s400/vantuz.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.plosone.org/article/info:doi/10.1371/journal.pone.0002544" target="_blank">Çin&#8217;de kaplan ürünlerinin tüketimi ve kaplanın korunması ile ilgili görüşler</a> B. Gratwicke ve arkadaşları tarafından yazılan bu makale, Çin&#8217;de kaplan ürünleri marketinin ne kadar büyümüş olduğuna ilişkin kanı donduran veriler sağlayan çok iyi tasarlanmış bir araştırmayı rapor ediyor. Makale, kaplanlardan elde edilen ürünlerin ticaretine ilişkin yasaların kaldırılmasının çok büyük bir hata olacağına ilişkin güçlü bir kanıt ortaya koyuyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.plosone.org/article/info:doi/10.1371/journal.pone.0000952">Dişi bireyler arasında fazladan çiftleşmeye yönelik eğilimlerde bir farklılık var mı?</a> W. Forstmeier ve arkadaşları tarafından yapılan bu çalışma, uzun zamandır göz ardı edilmiş bir soruyu cevaplamaya çalışıyor:  Bazı dişi kuşlar (söz konusu deneylerde Hint Bülbülü kullanılmış), diğer dişi kuşlara göre çiftleşmeye daha mı istekliler? Bugüne dek <a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:E%C5%9Feysel_se%C3%A7ilim" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">eşeysel seçilim</span></a> konusundaki çalışmalar çoğu zaman, dişilerin belli erkek bireyleri tercih etmeye daha meyilli olup olmadıklarına, kimi zaman da dişilerin belli erkek bireyleri tercihleri arasındaki farklılıklara odaklanmıştı. Bununla birlikte,  çok daha basit bir soru olan &#8220;Kimi dişiler çiftleşmeye diğerlerinden daha meyilli mi?&#8221; sorusu çok daha az araştırılmıştı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://picasaweb.google.com/lh/photo/wn3FiaSSU24SQqyZMq1NBw?authkey=rmqbcgsCiUk&amp;feat=embedwebsite"><img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_aROi2wnth1A/SXeY7URH37I/AAAAAAAACXQ/HUE0muw2ncA/s400/yengec.jpg" alt="" /></a></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.plosone.org/article/info:doi/10.1371/journal.pone.0000422">Bir eşeysel işareti seçmek dişilere güvenlik sağlıyor </a> TW. Kim ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bu güzel çalışma klasik bir davranışsal ekoloji örneği. <a href="http://evrimianlamak.org/e/Evrim_101Y:E%C5%9Feysel_se%C3%A7ilim_al%C4%B1p_ba%C5%9F%C4%B1n%C4%B1_gitti%C4%9Finde_1" target="_blank"><span style="color: #ff6600;">Dişi bireylerin neden belli erkek bireylerle çiftleşmeyi tercih ettiği</span></a> sorusunun potansiyel pek çok cevabı var. En ortada cevaplardan biri olmakla birlikte, şimdiye dek görmesi gerekenden daha az ilgiye maruz kalmış olan cevap  ise &#8220;dişilerin çekici bulduğu işaretlerin aslında dişilere doğrudan bir fayda sağlıyor olması&#8221;. Bu çalışmada incelenen bir tür yengecin (fiddler crab) erkek bireylerinin inşa ettiği yapılardan dişilere daha çekici görünenler aslında bu yengeçlerle beslenen avcı hayvanlara da daha riskli görünen yapılar. Bu da söz konusu yapıların, dişileri avcılardan daha çok koruyabilecek özellikte olduklarını gösteriyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://www.plosone.org/article/info:doi/10.1371/journal.pone.0000118">Kılıçkuyruk yavruları avcıları ve türdeşlerini belirlemek için kimyasal ve görsel işaretleri kullanıyor</a> SW. Coleman ve GG. Rosenthal&#8217;ın rapor ettikleri çok iyi tasarlanmış bu çalışmada, genç balıkların avcılarla kendi türünden olan balıkları birbirinden ayırmak için hem kimyasal hem de görsel işaretleri kullanma ihtimalini inceliyor. Çalışma, bebek kılıçkuyrukların hem kimyasal hem de görsel bilgi kaynaklarını kullandıklarını ve bu iki kaynağın birlikte kullanılmasının, teker teker kullanılmalarından daha büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor. Bu durum, bebek balıkların hem çoklu işaretleri kullanabilme kapasitesi olduğuna hem de en verimli şekilde tepki gösterebilmek için her iki tip işarete de ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Yazan/Çeviren: B. Duygu Özpolat</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Evrim%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fkanlar%C4%B1&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F&amp;linkname=2008%26%238242%3Bin%20Evrimsel%20Biyoloji%20Makaleleri%3A%20PLoS%26%238217%3Bun%20se%C3%A7kisi&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fevrimcaliskanlari.org%2Fblog%2F2009%2F01%2F2008in-evrimsel-biyoloji-makakleleri-plosun-seckisi%2F"><img src="http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/01/2008in-evrimsel-biyoloji-makakleleri-plosun-seckisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
