Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Farklı renkte bir balık

Küçük ve renkli bir akvaryum balığı olan zebrabalığının  mutantı olan “altın” balıktan yola çıkarak insanlarda koyu ve açık renk deri oluşumundan sorumlu olan gen hakkında bir şey söylemek nasıl mümkün olabilir?

Bu yeni bölümde 2005 yılının Aralık ayında Penn State Üniversitesi mensuplarından Keith Cheng’in yönettiği bir kanser araştırma grubunun, mutant “altın” zebrabalığı çalışmalarının nasıl olup da beklenmeyen bir yöne kaydığını ve zebrabalığından yola çıkan bilim insanlarının pigmentlenme geninin evrimsel tarihine dair söylediklerine dair bilgiler bulabilirsiniz. Okumak için tıklayınız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

FF Semineri

Antik genleri yeniden canlandırma, astrobiyoloji ve deneysel evrim: Peki bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

Herkese açık internet seminerlerinin 18′incisi, 31 Mart Pazar günü Türkiye saatiyle 20:30′da. NASA Astrobiyoloji Enstitüsü’nden Dr. Betül Kacar, geçtiğimiz yıl basında yankı bulan “antik genleri canlandırma” projesini anlatacak, soruları cevaplayacak. Canlı yayın bağlantısı konuşma başlamadan az önce Facebook ve Twitter hesabından duyurulacak. Biz de Evrimi Anlamak sitesinin sosyal paylaşım hesapları üzerinden duyuruyu yapacağız.

Sunuş özeti: Son üç yıldır üzerinde çalıştığım projede, 500 milyon yıllık bir geni modern bir bakterinin DNA’sına klonlayarak tekrar canlandırdık. Bu konuşmada, antik genleri neden ve nasıl canlandırdığımızı, bu canlandırma işleminden sonra laboratuvar ortamında gözlediğimiz evrime dair bulgularımızı, ve bu bulgularımızın astrobiyoloji alanına olası katkılarını anlatacağım. Süre yeterse bu çalışmanın sosyal ve etik boyutunu da tartışmayı umuyorum.

Not: Etkinliğin tamamı Türkçedir.

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Konu evrim olunca, manşetler genellikle gerçeğe uygun olmuyor

Ne yazık ki insanların evrim konusunda bazı yanlış kanıları var. Bunların kimi basit yanlış anlamalardır; muhtemelen  evrimi öğrenirken gelişen fikirler. Diğer yanlış kanılarsa, evrimin anlaşılmasına müdahale etme amaçlı girişimlerden kaynaklanabilir. (Daha detaylı bilgi için; evrime ilişkin yaygın olarak rastlanan bir dizi yanlış kanı ve bunlara yanıt olan açıklamaları bulabileceğiniz “Evrime dair yanlış kanılar” yazımızı okuyabilirsiniz.)

Ve maalesef medya araçları da bu konuda pek özenli davranmayarak, evrime dair bu yanlış kanıları pekiştiren manşetlerle karşımıza çıkıyorlar. Bu ayki yeni bölümümüz de Ağustos 2007′de bilim insanları tarafından yeni keşfedilen bir insansı (hominid) fosilinin tasvirinin yayımlanması ve bilim insanlarının insan aile ağacında ufak bir yenileme yapma önerisinde bulunmalarının ardından geliştirilen hipotezlerin yapıldığı haberler üzerine yoğunlaşıyor.

Ayrıca yazının sonunda ek tartışma soruları, öğretmenlerimizin derslerde kullanabilecekleri tartışma soruları ve kaynakça da bulunuyor.

Okumak için tıklayın.

İyi okumalar…

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twittersayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil: Evrim Artık Laboratuvarda

Obezite üzerine araştırmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil geçtiğimiz günlerde Türkiye’deydi. Vehbi Koç Ödülü’nü kazanan Türkiyeli araştırmacı Milliyet Gazetesi’nden Meral Tamer’e verdiği ropörtajında evrim teorisine yönelik tartışmalara dair önemli açıklamalarda bulundu. “Evrim artık laboratuvarda” başlığını taşıyan söyleşiyi siz okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.

Bu yılki Vehbi Koç ödülünün sahibi Harvard Üniversitesi Genetik ve Karmaşık Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’le ufuk turumuzun son bölümünde, bilimin olmazsa olmazı sınırsız özgürlüklerle muhafazakârlaşan bir dünyanın çelişkilerini, ‘evrim’ gün gibi aşikârken, bilimin hızından korkan insanların ‘yaradılış’a sığınışlarını konuştuk.

Evrimin artık laboratuvarda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hotamışlıgil, en önemlisi “Yakında bizim kontrolümüzde olacak” diyor. Fotoğraf: Ozan Güzelce

Evrimin artık laboratuvarda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hotamışlıgil, en önemlisi “Yakında bizim kontrolümüzde olacak” diyor. Fotoğraf: Ozan Güzelce

* Özgürlük ortamının, bilim için adeta nefes almak kadar önemli olduğunun sürekli altını çiziyorsunuz. AKP hükümeti 2 yıl önce Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA’ya müdahale ederek kurumu darmadağın etti. Çok sayıda saygın akademisyen istifa ederek yeni bir çatı altında toplanırken siz, ne düşünerek TÜBA’da kalmaya karar verdiniz?

TÜBA’da olanlar beni aşırı derecede rahatsız etti ve bu görüşlerimi de tüm yetkililerle paylaştım. Ama ben içeride kalarak hâlâ faydalı olabileceğimi düşünüyorum. Açıkçası çok düşündüm hükümetin bu müdahalesi bilgi eksikliğinden mi, yoksa her şeyi kontrol altına alma içgüdüsünden mi kaynaklandı diye…
Bilgi yetersizliğinden olduğuna inanmak bana daha masum geldi, o yüzden de şu ana kadar ayrılmadım, belki hâlâ bir katkım olabilir diye. Çünkü aksini düşünmek mantığıma uymuyor. Düşünün, prestiji ve gücü olmayan bir kurumu kontrol altında tutmanın ne manası olabilir ki? Aslında bu hükümette teknolojik ilerlemeye yönelik şiddetli bir arzu ve destek olduğunu net olarak görüyorum. Bu ivmeyi doğru kullanabilirsek bizi kimse tutamaz. Bakanlıklardaki yeniden yapılanmanın nedeni de bu. Bakanlığın adının bile bu hedeften hareketle Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı koyulduğunu düşünüyorum. Bilim teknolojiyi, teknoloji de endüstriyi geliştirecek. TÜBA’nın da bu çatının altına sokulması, bu ilişkiyi akışkan hale getirmek amacıyla yapılmış olabilir. Ama ne yazık ki TÜBA’nın tamamen özgür ve bağımsız olması şartı gözden kaçmış durumda. Bilim geleneğinden gelmeyen kişiler için TÜBA, kapalı bir kulüp gibi görünebiliyor ve işte orada filin saçı kopuyor.

Söyleşinin devamını buradan okuyabilirsiniz.

Share/Save/Bookmark

Evrimsel Tıp Sempozyumu

Tıbbın temel amacı sağlığı ve hastalıkları olabildiğince iyi tanımlamak, bu temel anlayış üzerinde sağlığın sürdürülmesi ve hastalıkların tedavisini sağlamaktır.

Bu temel amaca hizmet etmek üzere, canlı organizmanın yapı ve fonksiyonlarının en iyi şekilde anlaşılması tıbbın bütün alanları için son derecede önemlidir; tıp eğitiminin ilk yılları da bu temel amaca yönelik olarak düzenlenmiştir. Bunun üzerine hastalık nedenleriyle ve buna paralel olarak tedavi yaklaşımlarıyla ilgili bilgiler inşa edilir. Klasik tıp eğitiminde bu bilgiler hemen her zaman bir neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde düzenlenmiştir. Yani, bu bilgiler genel olarak sağlık ve hastalıkla ilgili “nasıl” sorularının yanıtlarını oluştururlar.

Evrimsel tıp yaklaşımı ise hastalık nedenlerinin organizmanın şimdiki ve evrimsel çevresi ile bütünlük içinde anlaşılmasını ilkesini benimser. Yani, sağlık ve hastalıkla ilgili olarak “neden” sorularına yanıt arar. Bu anlayış hasta ve hastalığa farklı ve doğaya daha saygılı bir yaklaşımı beraberinde getirir. Bu anlamda, farklı tanı ve tedavi yöntemleri öneren yeni bir tıp ekolü olmaktan çok, tıp alanındaki devasa bilgi birikiminin yorumlanmasına ve anlaşılmasına farklı bir yaklaşım getirdiği düşünülebilir.

Evrimsel biyoloji gelişmiş ülkelerin önde gelen tıp fakültelerinde temel tıp disiplinleri arasında yerini almıştır. Sağlam bir evrimsel biyoloji “kültürünün” tıp alanında çalışan bilim insanlarının ve hekimlerin mesleki yaklaşımlarını yakından etkilediği bir gerçektir.

Ülkemizde, tıp fakültelerinin küçük bir bölümünde çok az sayıdaki dersle temsil edilen bu temel tıp disiplininin öneminin anlaşılması, karmaşıklığı giderek artan ve zaman zaman insancıl niteliklerini kaybetmeye başlayan tıp mesleğinin geleceği açısından vazgeçilmezdir.

Bu sempozyum esas olarak ülkemizde Evrimsel Tıp yaklaşımı konusunda farkındalık yaratmayı amaçlamıştır. Bu nedenle, evrimsel biyoloji ve/veya evrimsel tıp alanında derinlemesine bilimsel tartışmalardan çok, özelllikle tıp eğitiminin farklı kademelerinde evrimsel tıp kavramlarına nasıl yer verilebileceğine yönelik stratejik çalışmalar hedeflenmektedir. Tıbbın bütün alanlarından bilim insanlarının katkıda bulunabileceği ve yararlanabileceği bir tartışma ortamının oluşturulması temel amaçlar arasındadır.

Türkiye’deki tıp eğitimine yeni bir soluk getirmesini umduğumuz bu sempozyuma ilgi duyan öğretim üyesi, öğrenci, hekim, herkesi katılmaya davet ediyoruz.

Program (taslak)

10.00-10.30 AÇILIŞ

10.30-11.30 Varyasyon ve kalıtım (Hasan Hüseyin Başıbüyük)

11.30-11.45 Kahve arası

11.45-12.45 Evrim ve insan: insan çeşitliliğinin kökeni (Battal Çıplak)

12.45-14.00 Yemek

14.00-15.00 Evrimsel tıbbın ilkeleri ve tıp pratiğine uygulanması (Oğuz K. Başkurt)

15.00-15.30 Kahve arası

15.30-17.30 Panel-Çalıştay – Evrimsel biyoloji tıp eğitiminde nasıl yer almalı?

17.30 KAPANIŞ

_

Düzenleme kurulu

Prof.Dr. Şevket Ruacan
(Koç Üniveritesi Tıp Fakültesi Dekanı)
Prof.Dr. Oğuz K. Başkurt
(Koç Üniveritesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi)
Prof.Dr. Battal Çıplak
(Akdeniz Üniveritesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi)
Prof.Dr. Hilmi Uysal
(Akdeniz Üniveritesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi)

Tarih:
15 Temmuz 2013

Yer:
Koç Üniversitesi, Sarıyer, İstanbul

Evrimsel Tıp Sempozyumu

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Timsahın Kafasına ve Balığın Solungaçlarına Sahip Olan Nedir?

Neil Shubin, Edward Daeschler ve Farish Jenkins’in yönettiği bir araştırmacı grubu tarafından Kanada’nın kutup bölgesinde ortaya çıkarılan 375 milyon yıllık fosil Tiktaalik, Nisan 2006′da bulunduğu açıklanır açıklanmaz manşetlere taşındı. Peki bu fosilde ne vardı da, bu kadar hızlı bir şekilde manşetlere taşındı.

Tiktaalik çoğu balık gibi ince ışın kemikli yüzgeçlere, pullara ve solungaçlara sahipti. Ancak o, dört ayaklı bir omurgalının sert bilek kemiklerine, boynuna, omuzlarına ve kalın kaburgalarına da sahipti. Bu özelliklerinden dolayı Tiktaalik, balıklar ve kara omurgalıları arasında bir geçiş formu olarak tanımlanıyor. Tiktaalik, şimdi yok olmuş bir tür olsa da, kuru topraklara doğru emekleyen, dört üyeliliğin evrildiği ilk omurgalı atalarımızın yakın bir akrabasıydı.

Gelin Tiktaalik’in hikayesini yapılan çalışmalarla ve güncellenen verilerle daha detaylı okuyalım. Okumak için tıklayınız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler: Türler Nereden Geldi?

Günümüzde tüm ekosistemler, farklı derecelerde insan kaynaklı tehditlerin altındadır. Ekosistemler üzerindeki insan baskısı uluslararası düzeyde çevre korumayla ilgili uluslararası düzeyde bir kaygı oluşturmaktadır ve bu kaygı genelde yağmur ormanları ve mercanlar gibi tropikal sistemlerde yoğunlaşmıştır.

Biyoçeşitlilik ile ilgili kaygılar ve biyoçeşitliliğin korunması çalışmaları neden ılıman bölgelerde ya da kutup bölgelerinde değil de tropik bölgelerde yoğunlaşmıştır? Tropik bölgeleri diğer bölgelerden daha önemli kılan etmenler nelerdir? Bütün bu soruların cevabını David Jablonski, Kaustuv Roy ve James Valentine adlı bilim insanları 2006′da yaptıkları çalışmalarıyla gösterdi. Nasıl bir yöntem izledikleri ve ne gibi sonuçlara ulaştıklarına bakmak için sizi yeni bölümümüzü okumaya davet ediyoruz. Okumak için  tıklayınız.

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

Kozmik bestede bir nota – Carl Sagan (1980)

Cosmos – Bölüm 2 (Türkçe Altyazı seçeneği)

Carl Sagan 1980’li yıllarda televizyonu olan pek çok evin salonuna misafir olmuş Amerika’lı bir astronomdur. Onüç bölümden oluşan Kozmos dizisi 6.3 milyon dolarlık bir bütçe ile hazırlanarak 60’dan fazla ülke televizyonunda yayınlandı. Gelmiş geçmiş en başarılı bilim belgeselinin tarzı öylesine şiirseldir ki, bölümlerin başlıkları bile işlenen konuyu kavramada yardımcı derin benzetmeler içeren özenle seçilmiş kelimelerden oluşur. Carl Sagan, “kişisel bir yolculuk” olarak nitelediği eserinde bizleri yolculuğuna yoldaş eder. Bilim tarihinde nefes kesici bir gezintiye çıkarız birlikte.

Dizi içinde bir biyolog olarak kariyerime en çok etki eden ikinci bölümü öne çıkarmak isterim. Bu bölüm evrenin başlangıcından bu yana yeryüzündeki yaşamın ortaya çıkışını ve evrimini anlatır. Öncelikle bölümün başlığına dikkat çekelim. İngilizcesi One voice in the cosmic fugue olan başlıkta yer alan “fugue” kelimesi rönesans döneminde gelişen bir müzik besteleme biçimidir. Bilimin yeniden doğduğu döneme bir gönderme niteliğindeki bu kavramı bilim devriminin 4. yüzyılında ilerlerken atlamamak gerekir. Kavramın türkçedeki karşılığı tam olarak nedir bilemiyorum. Nakarat, nağme veya aranağme demek belki de çok basite indirgemek olacak ama “arayış” kelimesi (her ne kadar konuya çok uysa da) başlığın gerçek anlamını yansıtmıyor. Bilen lütfen söylesin.

Başka gezegenlerde yaşamlar var mıdır? Varsa kendi gezegenimizdeki yaşama benzer mi? Canlılık nasıl başlamıştır ve evrimleşmiştir? Sagan bölümün açılışında böylesi derin sorular sorar.

Doğadaki çeşitliliği anlayabilmek için evrimi anlamak bir ön koşuldur. Evrimin işleyişinde değişinim,gen akışıgenetik sürüklenme ve doğal seçilimden oluşan dört temel kuvvet vardır. Bunların arasında doğal seçilim kavraması en kolay olanıdır çünkü ürünlerini çevremizde gözlemleyebiliriz. Sagan doğal seçilime bir örnek olarak Japonya sahillerinde yaşayan Heike yengecinin hikayesini anlatır. Yengecin sırt kabuğu tıpkı bir samuray suratı gibidir ve bu özellik tümüyle japon balıkçıların seçici baskısıyla ortaya çıkmıştır.

Ardından, 13.7 milyar yıl öncesinden başlayarak tüm evrenin oluşum tarihini tek bir yıla sığdırarak özetleyen “kozmik takvim” üzerinde bir yolculuğa çıkarız. Bu yolculuğun önemli bir kısmında dünyamızın oluşumu ve ardından canlılığın ortaya çıkışını anlatır bizlere Sagan. Kozmik takvim o kadar etkili oldu ki, pek çok zaman şeridi bu anlatımı değişik tarzlarda benimsedi.

Bölümün ikinci yarısında Sagan bizi bu defa günümüzdeki yaşama ilişkin bir yolculuğa çıkarır. Hep birlikte bir akyuvar kan hücresinin çekirdeğine yüzeyindeki özelleşmiş gözeneklerden girerek kalıtım bilgisinin saklandığı DNA bileşiğinin kendi eşini üretmesini izleriz. Bir enzim yardımıyla kendini üretirken az sayıda bile olsa hatalar oluşmakta ve bu hatalar bileşik üzerinde birikmektedir. Zaman içinde bu birikim canlıların evrimi için gerekli genetik farklılıkları sağlar. DNA bileşiğinin kendini kopyalaması canlılık açısından çok temeldir. Hücre içindeki genetik bilgi akışı DNA’dan başlar ve bu olgu biyolojide “merkezi dogma” olarak bilinir.

Günümüzde varolan karmaşık hücre yapısının ardından daha derin bir soru olarak gezegenimizde canlılığın ortaya çıkışına bir açıklama getirilir. Cansız basit kimyasal bileşiklerden canlılığın ortaya çıkışını anlamamıza yardım eden en başarılı girişimlerden biri ünlü Miller-Urey deneyidir (1952). Deney 4 milyar yıl önce gezegen yüzeyinde bulunan gazları o zamanki koşullara benzer biçimde tepkimeye sokarak canlılığın yapı taşlarını oluşturan bileşiklerin ortaya çıkabildiğini gösterdi. Miller-Urey deneyi yaşamın başlangıcı konusundaki ufkumuzu genişletti. Yaşamın ortaya çıkışındaki ilk aşamaları anlamamıza yardımcı yeni deneylerin tasarlanabilmesini sağladı. 2009’da Nobel ödülü alan Dr. Jack Szostak Harvard Üniversitesi’ndeki laboratuvarında ilk canlı yapı taşlarının nasıl hücreleştiğini ve kendini çoğaltabildiğini araştıran çalışmalar yürütmektedir. Szostak laboratuvari’nın katkılarıyla üretilmiş yaşamın başlangıcını anlatan çocuklara yönelik bir çizgi film:

Yaşamın Başlangıcı – Çizgi film (Türkçe seslendirme)

Bölümün sonundaki güncellemede Sagan yaşamın kökenini araştıran çalışmaların ışığında RNA bileşiğinin yeni işlevlerinin anlaşılması ile “RNA dünyası” varsayımının giderek güçlendiğini ve ilk kalıtımsal bilgi depolayan bileşiğin RNA olabileceğini ekler.

Sagan bilimsel kimliğinin yanında politik olarak da etkindi. Soğuk savaş sırasında olası bir nükleer savaş durumunda gezegenin nükleer kış felaketine gömüleceğinin uyarısını yaptı. Sovyet blokundaki meslektaşları ile birlikte hareket ederek iki süper güç arasındaki buzların erimesinde büyük rol oynadı. Bilimsel kimliği de oldukça renkliydi. NASA’nın SETI kısaltması ile bilinen uzaydaki akıllı canlıları arayan projesinin en büyük destekçilerindendi.

Kozmos gösterime girdiği her yerde bilimsel merakı besledi. Duyuma göre dizinin devamı çekim aşamasında ve 2013 yılı içinde yepyeni 13 bölümle izleyicilerin karşısında olacak.

Dr. Uzay Sezen
Nature Documentaries

Share/Save/Bookmark

Evrimi Anlamak Yeni Bölümler:Genetik soybilim, evrimsel tarihin ipuçları için DNA’mızı istiyor

Bu ayki yazımızda yanağımızdan bir hücre alıp çok eskilerdeki atasal kökenlerimizi keşfe çıkacağız. Aslında bunu biz yapmayacağız, genetik soybilim şirketleri bizim yerimize yapacak. Biz bu sayımızla bunun nasıl yapıldığını ve ne oranda mümkün olduğunu inceleyeceğiz.

Genetik seviyede dünyanın her yerindeki insanlar önemli derecede benzerdirler, aslında %99.9 aynıdırlar. Fakat insandan insana değişen, genomumuzdaki bu binde birlik kısım evrimsel tarihimizle ilgili pek çok ipucu içerir. 100,000 yıldan daha önce Afrika’da evrilmiş olan modern insan; yaklaşık 60,000 yıl öncesinde ise insanlar Afrika içinde ve Afrika dışına, sonunda dünyanın geri kalanında kolonileşecek şekilde, göç etmeye başlamıştır. Bu süreç boyunca farklı göçebe gruplarındaki insanlar, genomlarında rasgele mutasyonlar edinmişler ve onları gelecek kuşaklara aktarmışlardır. Bu kuşaklar yeni alanlara göç ettikçe veya yeni yerlerde yeni gruplarla bir araya geldikçe de bu işaretleyici mutasyonlar da onlarla beraber taşınmışlardır.

“Bu rasgele mutasyonlar atasal kökenlerimize ulaşmada nasıl kullanılıyor?” ya da “Kullanımı dört dörtlük sonuçlara ulaşmamızı sağlıyor mu?” gibi sorular kafanızda oluşmaya başladıysa, hiç zaman kaybetmeden sizi Genetik soybilim, evrimsel tarihin ipuçları için DNA’mızı istiyor yazımızı okumaya davet edelim.

Keyifli okumalar…

Küçük bir hatırlatma: Yeni yayınlanan bölümlerden haberdar olmak için Evrimi Anlamak facebook ve twitter sayfalarımızdan bizi takip edebilirsiniz.  Ayrıca yeni bölümlerin listesine bu sayfadan da ulaşabilirsiniz. Önerileriniz, sorularınız veya bize katkı koyabileceğiniz konular hakkında blogdaki “hakkımızda” sayfasındaki e-posta adresinden bizlerle bağlantıya geçebilir veya bu yazıya yorum yazarak düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

Evrim Çalışkanları

Share/Save/Bookmark

6. Kitap Yarışmasının Talihlileri

Kitap ödüllü 6. yarışmamızın sonuçları belli oldu!

Sorduğumuz soruya doğru cevap verip Kuzey Yayınları’ndan “Gerçeğin Büyüsü” kitabını kazanan talihli okurlarımız şöyle:

Ulaş Arda Burak
Gökçe Vatansever
Hakan Selçuk Bacak
Barış Ata
Canberk Tomruk

Kazananların yarisma [at] evrimcaliskanlari.org adresine, isim, soyad, telefon numarası ve kitabın postayla gönderileceği adresi en kısa zamanda bildirmeleri gerekiyor.

Sorduğumuz sorunun cevabı şöyle olacaktı:

Fareden alınan pax6 geni sineğin bacağında etkinleştirildiğinde gelişecek olan göz sinek gözüdür.

Kitap ödüllü yazılarımız devam edecek! Kaçırmamak için RSS üzerinden bizi takip edebilirEvrimi Anlamak anasayfasındaki “bizi takip edin” kutusuna e-posta adresinizi girerek haber listemize üye olabilir veya Facebook sayfamıza abone olabilirsiniz.

Share/Save/Bookmark