Karikatür konusu: Evrim ve Darwin Konusunun İnsan Algısı
Heykel konusu: Darwin Büstü
Resim Konusu: Canlıların Evrimi
POSTER SUNUMLARI
-Beynin Evrimi
-Miller Deneyi
-Fosilleşme ve Araformlar
-Charles R. Darwin; Türlerin Kökeni; Resimli Uyarlama; Keller Michael- Kitabının Sergisi
Belgesel ve video gösterimleri
________________________________________________
ÖNEMLİ:
Şenliğe dışardan katılacak kişilerin hubiyolojitoplulugu@gmail.com adresine adını soyadını, okul ve bölümünü, ünvanını ve telefon numarasını yazıp göndermesi yeterlidir.
Örn. Selim Arkaç / Öğrenci / … Üniversitesi Biyoloji Bölümü 3.sınıf / 0506 … .. ..
_________________________________________________
ULAŞIM
Sıhhiye Yerleşkemizden hareket eden “230 Hacettepe-Beytepe Kampüsü” otobüsleri ile bu yerleşkemize ulaşabilirsiniz. Otobüsün hareket güzergâhı şu sekildedir:
Bu kez bir başka Evrim Çalışkanı tarafından hazırlanan Dilin Evrimi yazısı ile karşınızdayız. Aşağıdaki yazının sahibi İsa Kerem Bayırlı halen ODTÜ İngilizce Öğretmenliği bölümünde okumakta olan genç bir arkadaşımız. Dilin evrimi ile özellikle ilgilendiğini belirttiğinde ondan blog için bu konuda bir yazı yazmasını istemiştik. O kadar kapsamlı ve güzel bir yazı ortaya çıkardı ki, bu yazının aynı zamanda Yapı Kredi Yayınları’nın düşünce dergisi Cogito’nun evrim kuramına ayırdığı Kış 2009 sayısında da yer almasının uygun olacağına karar verdik. Yazının uzunluğu dolayısıyla ilk bölümünü blogdan yayınlıyoruz. Kalanına yazının sonundaki bağlantı adresine tıklayarak Evrimi Anlamak sitesinden veya Cogito’nun Kış 2009 sayısını edinerek ulaşabilirsiniz.
DİLİN EVRİMİ
1- Giriş
Konuya dilin evrimini inceleyen hemen her kitabın başladığı gibi başlamakta bir kusur yok. Dilin evrimi temelsiz spekülasyonlara o kadar açık bir konudur ki, 1886’da Paris Dilbilimleri Topluluğu bu konuda daha fazla makale kabul etmeyeceğini belirtmiştir. Daha sonra 1950’lerde Chomsky ile birlikte dilbiliminde yaşanan büyük dönüşüm dilbilimcilerin dikkatlerini sözdizim yapılarına ve bu yapıları üreten mekanizmanın nasıl açıklanacağına çeker. 1990 yılında Pinker ve Bloom tarafından yazılan “Natural Language and Natural Selection” (Doğal Dil ve Doğal Seçilim) başlıklı makale ile cin şişeden çıkar ve dilin evrimi o günden bugüne tekrar hararetli tartışmalara sahne olur.
Bu yazının birkaç temel amacı var. Dilin evrimi konusunun Türkiye’de ne kadar tartışıldığını bilmiyorum, ama basit bir “Google” araştırması konuyla ilgili yayınların (1) en yakın referansı 1983 yılından olan bir makale (2) Bilim Teknik dergisi için hazırlanmış birkaç TÜBİTAK çevirisi ve (3) Corballis’in Türkçeye çevrilen bir kitabı olduğunu gösteriyor. Aynı arama 4. sıradan başlayarak Türkiye’de bilim ve evrim karşıtı grupların dilin neden evrilmiş olamayacağı ile ilgili temelsiz iddialarının internetteki bilgi ağını doldurduğunu gösteriyor. Bu yazıyı, güncel tartışmalar ışığında yakın zamanda yayınlanan makalelerin ve kitapların referans alındığı bir yazı olarak tasarladım. Dilbilim alanında ve diğer alanlarda çalışma yapanların konuya giriş olarak okuyabilecekleri bir yazı olmasını amaçlıyorum. Aynı zamanda, dilin evrimini incelemenin neden “dışarıdan göründüğünden” daha zor olduğunu ve dilbilimcilerin bu konuya neden acilen el atması gerektiğini göstermek istiyorum.
Bir dilbilimci adayı olarak dilin evrimi hakkında yazarken dilbilim alanından elde ettiğim bilgilerin aklıma takılan soruları ve beğenip/beğenmediğim yanıtları etkilediğini biliyorum. Ama bunun bir kusur olduğunu sanmıyorum. Bu konuda Bickerton’la ortaklaşıyorum. Dilbilimcilerin bu konuda bıraktıkları büyük boşluk, dilbiliminde son 50 yılda gerçekleşen büyük değişimleri yüzeysel olarak bilen başka alanlardan bilim insanlarının bu değişimleri göz ardı etmesine yol açıyor. Dilbilimde, ileride ele alacağımız, büyük değişimle ilgili tartışmalara “Bunu doğal seçilim yoluyla açıklamak mümkün değil” diyerek burun kıvıran pek çok bilimci, sanıyorum, büyük yanlış yapıyor. Ama suçu biraz da, bir benzetme yaparsak, bütün üniversite öğrencilerine açık bir “Dilin Evrimi” dersinde başka alanlardan pek çok insan son derece üretken bir tartışma yaparken en arka sıraya geçip gelecek hafta yapılacak olan dilbilim dersi sınavına çalışmayı yeğleyen dilbilim öğrencilerinde aramak gerekiyor.
Yapı Kredi Yayınları’nın düşünce dergisi Cogito, Darwin’in 200. yaşgününü kış sayısını Darwin’e ve Evrim Kuramına ayırarak kutluyor! İki cilt olarak çıkan bu dosyada Evrim Çalışkanları’nın ve Evrim Çalışma Grubu üyelerinin yazdığı yazılar da var. Dergi’nin editörü Şeyda Öztürk’ün sözleriyle:
Bu dosya Darwin’in yaşamı, çalışmaları ve insan ve yaşam üzerine düşünüme bıraktığı mirası üzerine yazılardan oluşuyor. Özel Darwin Dosyasının birinci bölümü Darwin’in yaşamı ve yazışmalarından oluşuyor. Bu bölümü, Darwin’in binlerce mektubundan derlediğimiz bir seçkiyle açıyoruz. Darwin’in HMS Beagle gemisiyle seyahate çıktığı 1831’den, Türlerin Kökeni’nin yayımlandığı 1859’a kadarki dönemde kaleme aldığı bu mektuplar, hevesli ve çalışkan bu doğabilimcinin devrim niteliğindeki çalışmalarına başlarken, beş yıl süren ve sayısız canlı örneği topladığı seyahatten döndükten sonra kuramını oluştururken ve A. R. Wallace’ın da benzer çalışmalarından haberdar olunca kitabını apar topar kaleme alırkenki heyecanına, çalışkanlığına ve mütevazı ve nazik yapısına ilk elden tanıklık sağlayan belgeler. Darwin’in HMS Beagle gemisiyle yolculuğunu ve yolculuktan önce ve sonra (aslında yetişkin yaşamının büyük bölümünde) karşılaştığı kronik sağlık sorunlarını ele alan yazılarla bitiyor bu bölüm.
Ondokuzuncu yüzyılda yaşamın çeşitliliği ve tarihi üzerine çalışmaları ve canlılığın kökeni üzerine düşünceleriyle bilim, felsefe ve din alanlarında çok büyük değişikliklere yol açan Darwin’in temel kuramında aslında ne söylediği konusunda genel bir cehalet hâkim ve evrim kuramı üzerine tartışmalar genelde birtakım yanlış anlamalar etrafında dönüyor. Evrim kuramının ve Darwin adının bu kadar düşmanlıkla karşılanmasının esas nedeninin bu kısırdöngü olduğundan hareketle, dosyanın ikinci bölümü evrim kuramının temellerine, aslında ne olduğuna, kuramın belli başlı kavramlarının –doğal seçilim, uyarlanım, vs.– ne tür süreçlere işaret ettiğine ışık tutan yazılardan oluşuyor.
Sunulduğundan bu yana çeşitli kültürel ve siyasal akımlar ve disiplinler tarafından benimsenerek “uyarlanan” evrim kuramının imalarının yol açtığı ideolojik kavgalar ve kuramın düşünsel temelleri ve içerimleri ve diğer disiplinlerde uygulanışı üzerine yazılar dosyanın son bölümünü oluşturuyor. Bu bölümde, sosyal Darwincilik, evrimsel psikoloji, evrim ve etik, evrim kuramının felsefi temelleri, doğalcılık ve evrim kuramı, Zeki Tasarım, cinsel seçilim ve feminizm ilişkisi üzerine çok sayıda yazı yer alıyor. Darwin Özel Sayısının, Darwin ve evrim kuramı üzerinden insanın varlığını ve kökenini sorgulayan tartışmalara taze bir soluk getirmesini umuyoruz.
Gamze Ayaz, Fatih Kuzak ve Hasan Başaran ise Versus Kitap’tan “Türlerin Kökeni” (Janet Brown’dan Türlerin Kökeni’nin Biyografisi) kitabını kazandılar.
Kendilerini kutluyoruz.
Kazananların yarisma [at] evrimcaliskanlari.org adresine, isim, soyad, telefon numarası ve kitabın postayla gönderileceği adresi en kısa zamanda bildirmeleri gerekiyor.
Kitap ödüllü yazılarımız devam edecek! Kaçırmamak için RSS üzerinden bizi takip edebilir veya Evrimi Anlamak anasayfasındaki “bizi takip edin” kutusuna e-posta adresinizi girerek haber listemize üye olabilirsiniz.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ, Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal ÇIPLAK ve Cumhuriyet Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin BAŞIBÜYÜK’ün konuşmacı olarak katılacağı “Evrim ve İnsan” isimli panel 16 Aralık 2009 Çarşamba günü saat 13:30′da Troia Kültür Merkezi’nde yapılacaktır. Panele tüm akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz davetlidir.
DUYURU: Katılım maalesef sınırlı olduğu için İstem Fer ile iletişime geçmeyi unutmayınız / fer.istem@gmail.com
İstanbul’daki üniversitelerde Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyoloji, Matematik, Fizik ve Kimya bölümlerinde okuyup lisans eğitiminin 3. ve 4. sınıflarında ya da yükseklisans eğitiminin ilk yılında olup evrim ve ekoloji alanlarında akademik kariyer yapmayı isteyenler için, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında bu alanda eğitimlerini sürdüren genç akademisyenlerin çalışmalarını takip etme ve sorularına yanıt bulma şansı!
(i) Ekoloji ve Koruma Biyolojisi
(ii) Evrim, Demografi ve Davranis
(iii) Evrimsel Molekuler Biyoloji
KATILIMCILAR:
Anil Soyumert / Hacettepe Uni.
Arpat Ozgul / Imperial College London
Aysegul Birand / University of Tennessee
Baki Yokes / Halic Uni.
Cagan Sekercioglu / Stanford Uni.
Cagatay Tavsanoglu / Hacettepe Uni.
Caglar Akcay / Uni. of Washington
Cemalettin Bekpen / Genome Sciences, University of Washington
Efe Sezgin / Nat Cancer Ins.
Erem Kazancioglu / Yale Universitesi
Erol Akcay / National Institute for Mathematical and Biological Synthesis
Evren Koban / MAM
Evrim Karacetin / Erciyes Uni.
Gurkan Semiz / Pamukkale Uni.
Ismail Saglam / Hacettepe Uni.
Istem Fer / Istanbul Teknik Uni.
Kahraman Ipekdal / Ahi Evran Uni + Hacettepe
Mehmet Somel / PICB
Mustafa Yucel / University of Delaware
Ozgun Emre Can / Doga Dernegi
Rasit Bilgin / Bogaziçi Üni.
Tutku Aykanat / Uni. of Windsor
Uzay Sezen / Uni. Georgia
Zeren Gurkan / Technical University of Denmark
Yüz elli yıl önce Darwin tarafından yazılan “Türlerin Kökeni”ne ithafen, alanında uzman akademisyenlerin evrimi farklı bakış açılarıyla inceleyen sunumlar yapacağı, ardından soru ve cevapların konuşulacağı bir forum ODTÜ’de düzenlenecek.
Tarih: 12 Aralık 2009
Saat: 11:30 – 18:00
Yer: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Merkez Mühendislik Binası, MM-25 Amfisi
NOT: ODTÜ dışından katılmak isteyecekler için davetiye sistemi kullanılacak.
Davetiye için biyogen@yahoogroups.com adresine bir e-posta atmak gerekiyor.
Etkinlik Programı:
11:30 Açılış
11:35 Doç. Dr. Meral KENCE – Günün Anlam ve Önemi
11:50 Prof. Dr. Berna ALPAGUT – Fosiller Ne Anlatır?
13:00 Ara
13:10 Doç. Dr. Ergi Deniz ÖZSOY – Darwin’den Günümüze Evrimsel Biyoloji
14:20 Ara
14:30 Doç. Dr. Ayhan SOL – Evrimciler Doğalcılıktan (Natüralizm) neden vazgeçmemeliler?
15:30 Ara
15:40 Evrim ile ilgili video gösterimi
16:00 Ozan KIRATLI – Evrim Ne Değildir?
16:10 Mert KÜKRER – Evrimin Düşünsel Hayata Etkisi
Geçtiğimiz Kasım ayında harika bir kitabın çıktığını biliyor muydunuz? Hayır, hayır… 1859 Kasım’ında çıkan ve bu yıl 150. yaşını kutladığımız harika kitaptan bahsetmiyorum. Versus Kitap’tan çıkan ve bir Evrim Çalışkanı olan Murat Gülsaçan’ın çevirdiği “Türlerin Kökeni Resimli Uyarlama”dan bahsediyorum.
Yaban hayat ekolojisi üzerine eğitim almış ödüllü gazeteci ve yazar Michael Keller’in yazdığı ve bilim çizeri Nicolle Rager Fuller’in çizimlerini yaptığı Türlerin Kökeni’nin çizgi roman uyarlaması tek kelimeyle nefis olmuş. Kitap, evrimi anlamakta ya da Türlerin Kökeni’ni okumakta zorlananlara keyifli bir alternatif sunuyor. Her birimizin birer biyolog ya da doğa bilimci olmadığı, dahası çoğumuzun doğadan ve gözlemden uzak yaşadığı şu dönemde, Türlerin Kökeni’nin görselleştirilmesi çok faydalı olacağa benziyor. Aslında evrimi ve Türlerin Kökeni’ni anlamak, bazı olguları ve oluşumları tasavvur etmekte zorlanan zihinlerimizi tıpkı Darwin’in yaptığı gibi özgürleştirmekle hiç de zor değil ancak artık daha da kolay!
Kitabın Türlerin Kökeni’ni ele alışı da oldukça güzel, üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü, Beagle Yolculuğu’ndan dönen genç Darwin’in yağmurlu bir günde Falmouth Limanı’nda karaya ayak basmasıyla başlıyor. Beagle Yolculuğu’nda karşılaştığı olgular ve çocukluğa geri dönüşlerin yaşandığı ve Darwin’in dostlarına yazdığı orijinal mektuplardan alıntıların bulunduğu bu ilk bölüm, Darwin’in yaşamının kitap yayımlanıncaya kadarki dönemine ve kuramı oluşturma sürecine dair kesitler sunuyor. Alfred Russel Wallace’ın evrim kuramını buluşu ve Darwin’e yazdığı mektuptan alıntılara da bu bölümde yer veriliyor. Kitabın üçüncü ve son kısmındaysa Darwin’in ardından günümüze kadar evrim kuramında kaydedilen gelişmelere yer veriliyor. İkinci bölüm Türlerin Kökeni’nin bir özeti olarak karşımıza çıkıyor, gelin kitapta da yer verilen Darwin’in kendi Türlerin Kökeni tasvirinde yaptığı gibi bu bölüme yakından bakalım. Dikkat! Parantez içindeki yorumlar Darwin’in kendi yorumlarıdır. Türlerin Kökeni aslen 12 bölümden oluşuyor ama biz resimli uyarlamada ele alındığı şekliyle ele alacağız:
I. Evcilleştirmenin Etkisinde Değişkenlik ya da evcil bitki ve hayvanların kökeni ve oluşma biçimi: Darwin kitabına, ileride doğal seçilim kavramını daha rahat açıklayabilmek için insanların aşina olduğu yapay seçilim ile başlıyor.
II. Doğanın etkisinde değişkenlik (kısa ve sıkıcı bir bölüm): Bu kısımda ise yapay seçilim ile evcil bitki ve hayvanlarda görülen değişkenliği doğada gördüğü değişkenliğe genişletiyor. Kısa ama hiç de sıkıcı değil.
III. Varolma mücadelesi (kısa ve daha ilgi çekici bir bölüm): Pek çok örnek ve diyagramlarla rekabet ve hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.
IV. Doğal Seçilim ya da En Uygunun Hayatta Kalması (önemli, anlaşılması oldukça güç kısımları var): En uygun olanın gelişme, çiftleşme, üreyip başarılı özelliklerini gelecek nesillere aktarma kavramı yine çok anlaşılır örneklerle, çok anlaşılır biçimde ele alınıyor. Balinanın evrimini ve cennet kuşlarıyla eşeysel seçilimi merak edenlere…
V. Değişkenliğin yasaları (pek çok ilginç olgu): Organizmanın doğası ve doğanın koşullarıyla, bireylerin alabilecekleri biçimleri düzenleyen yasalar üzerine bir kısım ve pek çok ilginç olgu.
VI.-VII. Kuramın Güçlükleri ve Çeşitli İtirazlar: Bu kısımda kurama yöneltilen itirazları Darwin’in nasıl ele aldığı ve onlara nasıl cevap verdiği aktarılmış. Oldukça tatmin edici ve gerekli bir bölüm olmuş.
VIII. İçgüdü (İlginç bir bölüm): Kesinlikle ilginç ve çok yerinde açıklamalarla karşılaşacağınız bir bölüm. Köleci karıncalar nasıl hayatta kalıyor? Bal arıları bu kadar düzgün petek yapmayı nasıl başarıyor?
IX. Melezlik (Uzun ve oldukça ilginç bir bölüm): Resimli uyarlamada uzun ele alınmamış olsa da, farklı türlerin çiftleşebilen üyeleri ve yavrularıyla ilgili ilginç bir kısım.
X. Jeolojik Kayıtların Eksikliği: Fosilleşme sürecinin karmaşıklığının açıklanmaya çalışıldığı ve jeolojik olayların kanıtları nasıl yok ettiğine dair bir kısım.
XI. Canlı varlıkların Jeolojik Ardışımı (Uzun bir bölüm): Türlerin uyarlanma ve hayatta kalmaya çabalama süreci üzerinde duran, sürekli değişimin türlerin gelişmesi gibi bir amacı olmadığını vurgulayan önemli bir kısım.
XII.-XIII. Canlı Varlıkların Coğrafi Dağılımı (Uzun bir bölüm): Bazı türleri neden sadece belli coğrafi çevrede gördüğümüzü ve bulundukları ortama uygunluklarını, köken aldıkları noktalardan başlayan bir mantık çerçevesinde açıklayan diğer bir önemli kısım.
XIV. Canlı Varlıkların Birbirleriyle Akrabalıkları: Morfoloji, Embriyoloji, Körelmiş Organlar (önemli ve bence iyi bir bölüm): Bölümün ismi neyle ilgili olduğunu açıklıyor zaten. Çok güzel anlatımı ve bol örneğiyle bence de iyi bir bölüm Darwin!
XV. Özet ve Sonuç (Kısa bir bölüm): Ve Darwin son açıklamalarını da yaparak
tartışmayı noktalıyor.
Künye:
TÜRLERİN KÖKENİ RESİMLİ UYARLAMA Orijinal İsim: Charles Darwin’s On the Origin of Species: A Graphic Adaptation Yazar: Michael Keller Çizer: Nicole Rager Fuller Çeviren: Murat Gülsaçan Yayıncı: Versus Kitap 2009, Detay: 192 sayfa, Renkli, Resimli
YARIŞMA
Darwin’in 200. yaş gününü kutlamanın en iyi yolu herhalde evrimi Darwin’in kendisinden dinlemek. Eğer hala Türlerin Kökeni’ni okumadıysanız, işte fırsat! Daha önce de yaptığımız gibi sizler için bir yarışma sorusu hazırladık. Aşağıdaki yarışma sorusuna doğru cevap veren kişiler arasından çekilecek kurada seçilen 6 kişi Versus Kitap’tan kitap ödülü kazanacak!
Yarışmaya katılım için herhangi bir yaş sınırı yok. Tek yapmanız gereken cevabı, e-postanızın “konu” kısmına “YARIŞMA-02″ yazıp, ilgili resmi e-postanıza ekleyip, yarisma[at]evrimcaliskanlari.org adresine göndermek ([at] yerine gerçek @ işaretini koymanız gerekiyor).
Unutmayın! E-postanızı 15 Aralık 2009 Salı Türkiye saati ile öğlen 12′ye kadar göndermiş olmanız gerekiyor. 17 Aralık Perşembe günü sonuçları buradan açıklayacağız.
İşte yarışma sorumuz: Bu kitap tümüyle renkli çizimlerden oluşurken, orijinal Türlerin Kökeni’nde yalnız bir tane çizim bulunmaktadır. Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?
İpucu: Bu resme bu blogdaki bir yazıda da rastlayabilirsiniz. Cevabınızı, bu blog yazısının başlığını yazarak da gönderebilirsiniz.
Ödüller:
3 kişiye Versus Kitap’tan “Türlerin Kökeni Resimli Uyarlama” kitabı
3 kişiye Versus Kitap’tan “Türlerin Kökeni” (Janet Brown’dan Türlerin Kökeni’nin Biyografisi)
Kitap ödülleri için Versus Kitap‘a çok teşekkür ederiz.
Bugünkü yazımız son günlerde medyada hakkında yanlış bilgiler verilerek yer alan sölekant (coelacanth) ile ilgili. Evrim Çalışkanları’ndan İstem Fer ve B. Duygu Özpolat sölekantı ve evrimsel tarihini ele alan aşağıdaki yazıyı sizler için derlediler. Bu yazının halkımızı konu hakkında aydınlatacağını ve yanlış bilgilendirmenin önüne geçeceğini umuyoruz.
Viyana'daki Doğa Tarihi Müzesi'nde bulunan Latimeria chalumnae (uzunluğu: 170 cm - ağırlığı: 60 kg). Bu örnek 18 Ekim 1974'te Salimani/Selimani yakınlarında yakalanmış. (Resim: Wikipedia)
Günümüzdeki sölekantlar, bir zamanlar çeşitli ve yaygın bir balık takımından geriye kalanlardır. Yüz milyonlarca yıl boyunca, beklenildiği gibi geniş ölçüde değişmişlerdir (yani “değişmedikleri” yönündeki bilgiler doğru değildir). Bir zamanlar oldukça başarılı ve dallanmış olan bu aile, erişilmez bölgelerde gizlenmiş birkaç ince dal kalana kadar budanmıştır. Sölekantların 1938′e dek soylarının tükenmiş olduğu düşünülüyordu. Fakat 1938′de Güney Afrika’nın doğu kıyısında Chalumna Nehri yakınlarında daha sonra Latimeria isimini alan bir örnek bulundu (yukarıdaki resimde bir örneği görülüyor). O günden bugüne Afrika’da pek çok başka Sölekant örneği ortaya çıktı. Şu anda bilinen iki sölekant türü bulunmaktadır. Fakat Devonyen’den başlayıp Kretase döneminin sonuna dek sölekantlar oldukça yaygın ve başarılı balıklardı, bu yüzden geriye pek çok sayıda ve türde fosil bıraktılar. Bununla birlikte, Kretase sonunda pek çok sölekant soyunun ciddi şekilde yok olduğunu ve geriye çok azının kaldığını görüyoruz. Örneğin aşağıda bir zamanlar sölekant çeşitliliğini gösteren birkaç fosil resmi var (Clack, 2002):
A. Macropomoides orientalis, geç Kratese’den.
B. Rhabdoderma elegans, geç Karbonifer’den.
C. Allenypterus montanus, erken Karbonifer’den.
Bugün yaşayan sölekantlar, elimizde fosilleri bulunan ve eski zamanlarda yaşamış sölekantlardan farklıdır. Onlarla akrabalardır ama kadim sölekantların aynısı değillerdir. Yaşam ağacındaki birçok soy “durağanlık”’ gösterebilir. Yani uzun zaman boyunca çok sınırlı değişim sergilerler. Hatta bazı soylar zaman içinde o kadar az değişmişlerdir ki bunlara zaman zaman “yaşayan fosil” denilir. Öte yandan zaman içinde hiç değişime uğramamış bir canlı biyoloji için büyük bir bulmaca olacaktır. Çünkü türler sınırlı da olsa değişim gösterirler (bu değişiklikleri özellikle moleküler düzeyde, DNA’da gözlemleyebiliriz). Seçilim baskısının son derece düşük olduğu (yani bir türü değişmeye itecek baskıların olmadığı) görece kapalı yaşama alanlarına sıkışmış olarak keşfedilen ve dış görünüm açısından fosil benzerlerinden pek farkı yokmuş gibi görünen sölekantların, DNA’larına bakıldığında aslında günümüze dek ne kadar değişmiş olduğunu anlıyoruz.(Makroevrim ve durağanlık konusunda daha fazla bilgi için Evrimi Anlamak sitesindeki şu sayfalara göz atabilirsiniz: 1) Durağanlık ve karakter değişimi. 2) Makroevrimsel örüntüler).
Dr. Ergi Deniz Özsoy’un derlediği bilgilerden de yola çıkarak sölekantların evrimsel tarih açısından öneminden ve bu konudaki moleküler kanıtlardan bahsedeceğiz.Ayrıca medyada yer alan haberlerde hiç değişmediği iddia edilen sölekantın eski çağlardan günümüze gösterdiği farklılıklar üzerine yapılan çalışmalardan da bahsedeceğiz.
Sölekantların içinde bulunduğu et yüzgeçli balıkların dört ayaklıların ataları olduğuna ilişkin pek çok anatomik (örneğin yüzgeçlerdeki kemiklerin dört ayaklıların kol ve bacaklarındaki kemiklerin bir kısmıyla kökendeş olması gibi) ve moleküler kanıt bulunuyor. Bu yüzden sölekantlar omurgalı evrimiyle ilgili pek çok bilgi sağlayan önemli canlılardır. Sölekantların (bir dört ayaklı çeşidi olan) insanlarla akrabalığını araştıran bilim insanları, beyin gelişiminde rol oynayan “protocadherin” proteinlerine baktılar ve sölekantta bunları kodlayan gen kümelerinden 49 tanesinin düzenlenme biçiminin insanlarınkiyle aynı olduğu gösterdiler (Noonan, J. P. et al., 2004). Yine embryo gelişiminde organların farklılaşmasını sağlayan genlerden birinin ürünü olan HOXA11 incelendiğinde sölekantın yüzgeçten bacak-ayak yapısına geçişte önemli bir değişime uğradığı görülüyor. Bu değişimin kritik noktasında ise sölekant HOXA11 geninin geçirdiği evrim önemli bir yer tutuyor. Benzer şekilde, bağışıklık sisteminin önemli gen kümelerinden olan MHC Sınıf I genlerine bakıldığında, bu sınıfın önemli gen ailelerinden birindeki bir gen duplikasyonu (gen sayısının iki katına çıkması) ile, bugünkü memelilere dek uzanan bir MHC Sınıf I evrimi izlenebiliyor; ilgili gen ailesinin iki katına çıktığı soy hattında ise yine sölekant oldukça önemli bir evrimsel pozisyona sahip bulunuyor. Bütün bunların yanı sıra, tür ve tür üstü kategorileri saptamada belirteç olarak kullanılan 28S ribozomal RNA geni ile yapılan çalışmalar, sölekantları memelilerin de dahil olduğu omurgalı hayvanlarla oluşturulan evrim ağacına net bir şekilde ve geçiş durumunu simgeler biçimde yerleştiriyor (Modisakeng, K. W. et al. 2006).
Yaşayan sölekantların eski çağlardan bugüne geçirdiği değişime gelince. Günümüzde bulunan iki sölekant türü olduğundan bahsetmiştik. Bunlar Afrikalı Latimeria chalumnae ve Endonezyalı Latimeria menadoensis. Bu iki türün mitokondrial DNA’ları incelendiğinde birbirlerinden 30-40 milyon yıl önce ayrılıp farklı türler haline geldikleri saptandı (Inoue et al, 2005). Elimizdeki sölekant fosilleri bundan daha öncesine dayanıyor: 80 milyon yıl ile 360 milyon yıl yaşında sölekant fosilleri var. Bu da günümüzdeki sölekantların en azından 30-40 milyon yıl önce elimizdeki daha yaşlı fosil sölekantlardan farklılaşabildiklerine ve yeni türler oluşturabildiklerine dair bir kanıt. Yine günümüzde yaşayan sölekantlara bakıldığında, her ne kadar fosil atalarına çok benzeseler de arada yapısal farklılıkların olduğuna da rastlanıyor. Örneğin akciğer pullarında ve balıkların genel olarak boyutlarında farklılıklar var (Thomson, 1991).
Bitirirken, “yaşayan fosil” kavramının her ne kadar popüler bir kavram olsa ve bilim insanları tarafından dahi zaman zaman kullanılsa da yanıltıcı bir kavram olabileceğini hatırlamakta fayda var. Bir canlıya yaşayan fosil dense de, o canlının mutlaka fosil atalarından farklı özelliklere sahip olacağını, en basitinden DNA’sında yıllar boyunca yeni mutasyonların birikeceğini unutmamalı.
Inoue J.G.et al. (2005). The mitochondrial genome of Indonesian coelacanth Latimeria menadoensis (Sarcopterygii: Coelacanthiformes) and the divergence time estimation between the two coelacanths. Gene 349, 227–235.
Thomson, K.S. (1991). Living Fossil: The Story of the Coelacanth.